(2942 S. K. m. 7, 8, 22)
Dava: Dava dilekçesinde, kamulaştırılan taşınmazın Kamulaştırma Yasası'nın 22. maddesi gereğince davalı şirket adına kayıtlı tapusunun iptali ile davacılar adına tescili, bu mümkün olmadığı takdirde fazlası saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL tazminatın ihale tarihinden itibaren işleyecek faiz ve masraflarla birlikte davalı Belediye'den tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, Malatya İli Uçbağlar Mahallesi'nde bulunan 170 ada 104 parsel sayılı taşınmazın (davacıların murisine ait iken kamulaştırılan 170 ada 63, 170 ada 39 ve 170 ada 7 numaralı parselleri de kapsar şekilde) davalı İdare tarafından ihtiyacı sebebiyle 14.3.1986 ve 27.12.1985 tarihlerinde kamulaştırıldığını ve aynı tarihlerde davalı Belediye Başkanlığı adına tapuda tescil edildiğini, davalının söz konusu taşınmazı bir süre kullandıktan sonra (tevhid ve ifraz işlemleri yapıp) ihtiyacı kalmadığından 17.4.2008 tarihinde diğer davalıya sattığını ileri sürerek davalı şirket adına kayıtlı tapunun iptali ile davacılar adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere her bir davacı için 4.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL tazminatın ihale tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı Belediye'den alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Kamulaştırma Yasası'nın 22. maddesinin uygulanabilmesi için İdarenin kamulaştırdığı taşınmaz malları kamulaştırma kararında belirtilen kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsis etmemesi gerektiği, davaya konu taşınmazın amaca uygun olarak üzerinde sebze hali inşa edilerek 1985 yılından 2008 yılına kadar 20 yılı aşkın süre boyunca hal binası olarak kullanıldığı, halin şehir içinde kalmasından dolayı şehir dışında yeni hal yapılarak taşınması sebebiyle eski hal yerinin satıldığı, bu durumda yasada belirtilen koşullar oluşmadığı gerekçesiyle davalı Belediye hakkında açılan davanın ispatlanamadığından, diğer davalı hakkındaki davanın da taşınmazı ihale yoluyla satın aldığından ve iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğundan tapu iptali ve tescili talebinin yöneltilmesi mümkün olmadığından reddine karar verilmiştir.
Dava, 2942 Sayılı Kanunun 22. maddesine göre İdarenin davacılara geri alım hakkını kullandırmaması sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı Belediye Başkanlığı'nca Uçbağlar Mahallesi'nde 104 parsel sayılı (öncesi kısmen 170 ada 63, 170 ada 39 ve 170 ada 7 parseller olup, toplam 956 m2'dir) 34.089,51 m2 yüzölçümlü taşınmaz, sebze hali yapılmak üzere anılan Yasanın 7. ve 8. maddeleri uyarınca 27.12.1985, 14.3.1986 ve 6.6.1986 tarihlerinde kamulaştırılmış ve tapuda tescil işlemi gerçekleştirilmiştir. 170 ada 7, 39, 63, 67, 70, 71, 74, 75, 78, 24 ve 100 parsel numaralı taşınmazlarda yapılan ifraz ve tevhid uygulamaları sonucu oluşan 170 ada 104 numaralı parsele ihtiyaç kalmadığından 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre satılması konusunda 7.1.2008 tarihli Belediye Meclisince karar alındığı halde, Kamulaştırma Yasası'nın 22. maddesi uyarınca davacı tarafa herhangi bir duyuruda bulunulmamıştır. Daha sonra davaya konu taşınmaz 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uygun biçimde 17.4.2008 günü 52.500.000 TL bedelle A... Anonim Şirketi'ne satılmıştır. Kamulaştırma Yasası'nın 22. maddesi, kamulaştırmanın ve bedelin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumunun kalmaması halinde keyfiyetin İdarece mal sahibi ve mirasçılarına duyurulacağını belirtmiş olup, kamulaştırılan taşınmazın amacına uygun kullanılmasından sonra ihtiyaç kalmaması halinde bu maddenin uygulanmayacağı yolunda bir düzenleme getirmemiştir. Buna göre taşınmazın İdare tarafından kamulaştırılması ve bu kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden sonra ister bir süre amaca uygun kullanılsın isterse hiç kullanılmasın ihtiyaç kalmadığının anlaşılması halinde Kamulaştırma Yasası'nın 22. maddesi gereğince taşınmaz mal maliki veya mirasçılarına keyfiyetin duyurulması gerekmektedir. O halde davacı taraf, ancak bu bedelden kendi murislerinden kamulaştırılan 956 m2 kısma isabet eden bedelle sınırlı olarak İdareden bir talep hakkına sahiptir. Taşınmaz, İhale Yasası hükümlerine göre satıldığına ve ihale de iptal edilmediğine göre muvazaadan da bahsedilemez. Bu sebeple taşınmazın mülkiyeti bedele dönüşmüştür. Kamulaştırma, yasaya uygun şekilde gerçekleştirilen bir işlem olduğuna göre taşınmazın son satışından sonra alınan bedelin kamulaştırma sebebiyle mal sahibine ödenen bedelden daha fazla olup olmadığının incelenmesi gerekir. Diğer bir anlatımla kamulaştırma sebebiyle taşınmazın bedeli kendisine ödendiğine göre aradan geçen zaman içinde taşınmazda bu bedele nazaran yeni bir değer artışı (geçen süre içinde taşınmazın niteliğinin değişip değişmediği arazi-arsa araştırılarak her iki niteliğine göre değeri belirlenmelidir) meydana gelip gelmediği incelenmeli, fark varsa bu fark ilgiliye ödenmelidir. Bunun tespiti taşınmazın üçüncü şahsa satış bedeliyle mal sahibinin kendisine daha önce ödenen kamulaştırma bedelinin dava tarihine endekslenmesiyle bulunacak miktarın saptanıp karşılaştırılması ile mümkündür. Yasal faiz uygulamak suretiyle bedel tespiti yanıltıcı sonuçlara götürebilir. Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi kamulaştırma sebebiyle mal sahibine verilen bedele (bedel artırım davası açılması halinde arttırılmasına hükmedilen miktar da dikkate alınarak) ödeme gününden itibaren; aynı şekilde taşınmazın üçüncü şahsa devri sonucu alınan bedele de bu tarihten itibaren dava gününe kadar Türkiye İstatistik Kurumu fiyat artış endeksleri uygulanmak suretiyle ulaştıkları miktarlar saptanıp, bu iki bedel arasında davacı aleyhine bir durum meydana gelmiş ise bu bedele hükmetmek, mal sahibi aleyhine bir fark oluşmadığı taktirde de davanın reddine karar vermek gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy