MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, küçükler ... ve ...'a vasi atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm ilgili ... tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, kardeşi ...'in öldüğünü, eşinin ise annesinin evine gittiğini, çocukları ... ile ...'nın ortada kaldığını, kendisinin çocuklara baktığını belirterek onlara vasi olarak atanmasını istemiş; mahkemece istek kabul edilerek davacının vasi olarak atanmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; vesayet altına alınması talep edilen ...'ın 18.01.2008 ...'nın ise 09.11.2009 doğumlu olup ergin olmadıkları, ana ve babasının boşanmadığı, evlilik birliği devam ederken küçüklerin babası ...'in 04.11.2009 tarihinde vefat ettiği, daha sonra anne ...'ın çocukları bırakıp babaevine gittiği, küçüklere halen davacı amcanın baktığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 335. maddesi uyarınca, ergin olmayan çocuk ana ve babanın velayeti altında olup, aynı yasanın 336. maddesi gereğince; evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Velayet ana veya babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Küçükler ... ile ...'nın halen anneleri ...'ın velayeti altında olup velayet usulüne uygun olarak kaldırılmadan vesayet altına alınmaya ilişkin davaya bakılamaz. Velayetin kaldırılması konusunda dava açması ve bu hususta bir karar getirmesi için davacıya mehil verilerek eldeki dava bekletici mesele kabul edilip, oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.