MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI-VASİ: ... Vek.Av....
KISITLI: ...
Dava dilekçesinde, kısıtlı ... adına yapılan taksim sözleşmesinin infazı için izin verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kısıtlı ... ile vasisinin ortak miras bırakanlarından intikal eden taşınmazlar için yapılan rızai taksim sözleşmesinin infazına izin verilmesini istemesi üzerine, vesayet makamının verdiği izin kararı onay için denetim makamına gönderilmiş, asliye hukuk mahkemesince kısıtlının menfaatine olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından denetim makamının ret kararının temyiz edilmesi karşısında mahkemece temyiz kabiliyeti olmadığı gerekçesiyle istemin 29.05.2012 tarihli ek karar ile reddedilmesi üzerine davacı vekili süresinde bu ek kararı da temyiz ederek bozulmasını istemiştir. Denetim makamının Türk Medeni Kanununun 463. maddesine göre verdiği kararlar kesin olmayıp bunlara karşı temyiz yoluna gidilebilir. Bu nedenle yerinde olmayan mahkemenin 29.05.2012 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasına yönelik temyiz isteminin incelenmesinden:
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; ...'in 20.03.2001 tarihinde Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/208 esas 2001/337 karar sayılı kararı ile akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanıp kendisine davacının vasi atandığı, 10.03.2011 tarihinde Eskişehir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/229 esas 2011/355 karar sayılı kararı ile kısıtlıya ...'in kayyım atandığı, davacı ve kısıtlının anne ve babalarının ölümü ile kendilerine miras kalan taşınmazlar için 24.01.2011 tarihli rızai taksim sözleşmesi yaptıkları, davacının bu sözleşmenin infazını sağlamak için vesayet makamından izin istediği, vesayet makamınca 02.05.2012 tarihli ek karar ile izin verilerek dosyanın onay için denetim makamına gönderildiği, asliye hukuk mahkemesince dosya üzerinden kısıtlının menfaatine olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
./.
-2-
2012/10701-10436
Türk Medeni Kanununun 462. maddesi gereğince; taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması, olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi gibi hâllerde vesayet makamının izni gereklidir. Aynı yasanın 463/7. maddesi uyarınca vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması halinde vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir. Denetim makamının Türk Medeni Kanununun 463. maddesi hükmüne göre verdiği kararlar kesin olmayıp bunlara karşı temyiz yoluna gidilebilir. Denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesince davacı vasinin göstereceği delilleri toplanarak ve gerektiğinde mahallinde keşif de yapılarak taşınmazların değerinin tespiti ile tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, kısıtlının menfaatine olmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy