MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı asiller tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Mahkemenin gerekçeli kararı davalı ...'a 21.02.2012, davacının temyiz dilekçesi ise 11.04.2012 günü tebliğ edilmiş, karar 27.04.2012 günü temyiz edilmiştir. Bu durumda HUMK.nun 432. maddesi hükmünde öngörülen 15 günlük temyiz ve katılma yolu ile temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
2-Davacı temyiz ve davalı ...'in katılma yolu ile temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Kamulaştırma nedeniyle dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kadastro bilirkişisinin 13.10.2011 tarihli raporunda “B” harfi ile gösterilen 2804,56 m²’lik kesimin dışında kalan iki parçanın geometrik şekli, yüzölçümü, tarımsal bütünlüğü dikkate alınarak değer kaybı verilmemesi gerekirken artan kesim de %10 oranında değer kaybına hükmedilerek kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 08.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.