MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
Davacı vekili dava dilekçesinde, babalık ve nafaka hükmünün tenfizini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ...'in kızı ...'ın davalı ...'in babalığına hükmedilmesine dair Almanya Stuttgard-Bad Cannstatt Bölge Mahkemesi'nin 03.12.1997 tarih ve ... sayılı kesinleşmiş kararının tenfizine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Almanya'da açılan dava tarihi itibariyle olaya 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ile 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davanın Türk hukukuna göre kamu düzeni ile ilgili olduğunu Almanya mahkemesince Türk hukuku uygulanmadan karar verildiğini, bunun kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, davalı yönünden kamu düzeni yönünden tenfize itiraz edildiğini, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 38/e ve 39/2.maddesi uyarınca ilâmın tenfizinin mümkün olmadığı, tenfizi kabul edilse dahi 10 yıl geçmesi nedeniyle nafaka yönünden ilamın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 12.12.2007 tarihinde yürürlüğe girmiş, tanıma ve tenfiz istemine ilişkin dava ise 15.09.2008 tarihinde açılmıştır. Bu durumda uygulanacak yasa tanıma ve tenfiz davasının açıldığı tarihte yürürlükte olan 5718 sayılı Yasadır. Bu Yasanın 16.maddesinde; "Soybağının kuruluşu çocuğun doğum anındaki milli hukukuna, kurulamaması halinde çocuğun mutad meskeni hukukuna tâbidir. Soybağı bu hukuklara göre kurulamıyorsa, ananın veya babanın, çocuğun doğumu anındaki milli hukuklarına, bunlara göre kurulamaması halinde ana ve babanın, çocuğun doğumu anındaki müşterek mutad mesken hukukuna, buna göre de kurulamıyorsa çocuğun doğum yeri hukukuna tâbi olarak kurulur." hükmü yer almaktadır. Aynı Yasanın 54/c maddesinde tenfizi istenen kararın ayrıca kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gerektiği belirtilmiş, yürürlükten kalkan 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 38/e maddesi hükmüne yer verilmemiştir. Buna göre yabancı mahkeme kararının verilmesinde uygulanan hukuk ve bunun hangi ölçülere göre uygulandığı değil, yabancı kararın Türkiye'de icra edilmesi halinde meydana gelecek sonuçların Türk kamu düzenini ihlal edip etmeyeceğinin araştırılması gerekir. Anılan maddede yer alan "hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması" ifadesinden yabancı mahkeme kararının esasına uygulanan hukukun Türk kamu düzenine aykırılığının incelenemeyeceği, sadece hükmün tenfizi sonucunda ortaya çıkan hukuki sonuçların kamu düzenine aykırı olması halinde yabancı mahkeme kararının tenfizinin reddedileceği sonucuna varılmalıdır. Esasa uygulanan hukukun Türk hukukundan farklı olması ya da Türk hukukunun emredici kurallarına aykırı olması gibi nedenlerle yabancı kararın tenfizi reddedilemez. Burada esas alınması gereken kıstas milli hukukumuzun kamu düzeninin dayanağını oluşturan açıklanan unsurlardır.
Türk hukukunda babalık davası ile beraber açılan nafaka davaları babalık davasının eki olarak kabul edilmektedir. Öte yandan şahıs varlığına ilişkin ilamlara karşı zamanaşımı definde bulunulamayacağından mahkemenin nafaka hakkındaki zamanaşımına ilişkin gerekçesi de isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle, yabancı mahkemenin tenfizi istenen kararının hüküm fıkrası çerçevesinde davanın kabulü gerekirken, yazılı nedenlerle reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.