MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 38. maddesine göre tapu iptali ve tescil istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, Petrol Boru Hattı amacıyla dava konusu taşınmazın kamulaştırma işlemlerine mülga 3887 Sayılı Yasa döneminde başlanıldığını, taşınmaza 1955 tarihinde el konularak akaryakıt boru hattının döşendiğini, daha sonra 6830 Sayılı Yasa gereğince Bakanlar Kurulu'nun 17.02.1959 gün ve 4/11319 sayılı kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiğini, ancak, taşınmazın boru hattı geçen kısmının tescilinin yapılmadığını, halen boru hattı olarak kullanıldığını, Kamulaştırma Kanunu'nun 38.maddesi gereğince dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescili istenilmiş, mahkemece Kamulaştırma Kanunu'nun 38.maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 10.04.2003 tarih ve 2002/1112-2003/33 sayılı kararı ile iptal edildiği ve ayrıca taraf teşkili sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, el atmaya dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. 221 sayılı Kanunun 1. maddesinde “6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır” denilmekte, 4. maddesinde de; "Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer” hükmü yer almaktadır. Somut olayda dava konusu taşınmaza dosyada bulunan yer teslim tutanağı ile 25.09.1955 tarihinde el atıldığı sabittir. Bu durum karşısında mahkemece taraf teşkili sağlanarak petrol boru hattı güzergahına denk gelen kısmın miktarı saptanarak tapusunun iptali ile 221 sayılı Yasa gereğince idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.