MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, eğitim ve öğretim giderlerinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatı istenilmiştir. Mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan ...'ın 2547 Sayılı Yasanın 33. maddesi uyarınca davacı idare adına lisansüstü eğitim yapmak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderildiğini, davalının mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan istifa ettiğini, davalıların imzaladıkları taahhütname ve kefalet senetleri uyarınca ödemeleri gereken 112.905,72 ABD doları karşılığı ve yurt içi maaş ve faiz de dahil olmak üzere 210.841,20 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibine davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini ve % 40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, davalı ...'ın yargılama sırasında yürürlüğe giren 6111 Sayılı Yasadan yararlanmak için yaptığı müracaat üzerine davacı enstitü tarafından borç yapılandırılmış, kalan 21.315,05 TL borcun davalı tarafça ödenmiş olması nedeniyle mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-6111 Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un Geçici 4. maddesinin 2. fıkrasında “Bunların daha önce ödemiş oldukları tutar ile mecburi hizmetlerinde değerlendirilen sürelere isabet eden tutar, yukarıdaki şekilde belirlenecek tutardan düşülür. Bu madde uyarınca vazgeçilen borç tutarına isabet eden vekâlet ücreti de dâhil yargılama giderleri tahsil edilmez. Hesaplanan borç
tutarı, ilgilinin durumu ve ödenmesi gereken meblağ dikkate alınarak azamî beş yıla kadar taksitlendirilebilir” hükmü yer almaktadır. Taahhüdünü ihlal ederek ve takip konusu borca itiraz ederek davanın açılmasına sebebiyet veren davalı ...'ın yargılama aşamasındaki başvurusu üzerine borcunun yeniden yapılandırılarak 21.315,05 TL dışındaki kısmından davacı enstitünün vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle belirtilen yasal düzenleme ve davacı enstitünün vazgeçmediği borç tutarı dikkate alınarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinden bu oranda davalı tarafın sorumlu tutulması gerekirken, mahkemece “Davalı ... ...'ın davacı enstitüye 10/01/2008 tarihli vermiş olduğu dilekçe ile doktora yapmasından dolayı ödemesi gereken borcun ne kadar olduğunu sorduğunu, bilgisayardan e-mail ile
38.634,84 TL olduğunun bildirildiği, ...'ın ziraat bankasına ait 13.05.2008 tarihli havale ödeme dekontları ile 30.725,00 TL ve 8.000,00 TL ödemiş olduğu anlaşıldığından, davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davacı vekilinin talep ettiği ücreti vekalet ve masrafın verilmesi talebinin reddine, masrafların davacı vekili üzerinde bırakılmasına” şeklinde karar verilmiş olması,
2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı ... tarafından 13.05.2008 tarihinde davacı enstitüye 38.725,00 TL ödeme yapılmış olduğu, bunun yanı sıra davalı kefillerin icra dosyasına yaptıkları ödemelerden masraflar düşülerek reddiyat makbuzu ile davacı vekiline 2.458,84 TL ödenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı enstitü tarafından davalılar vekillerine gönderilen 01.06.2011 tarih ve 3329 sayılı yazı içeriğinde de davalı tarafça yapılan ödemeler toplamının 41.183,84 TL olduğu hususu belirtilmiş olduğu halde hüküm fıkrasında davacı enstitüye yapılan ödeme tutarının 38.725,00 TL olarak gösterilmesi,
3-Hüküm fıkrasında davalı ...'ın isminin “...” olarak yazılmış olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, 03.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.