(5737 S. K. m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde, fazlaya dair haklar saklı tutularak şimdilik 20.000 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davaya konu vakfın sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğundan dolayı öncelikle bu vakfa ait üzerinde otel bulunan taşınmazın kendilerine tahsis edilmesini bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 20.000 TL alacağın tahsilini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sükna hakkının tesis edildiği taşınmazın yok olmasıyla beraber bu hakkın sona ereceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden: davacı M. C. N. B.'nun Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1988/125 Esas-1993/487 Karar sayılı ilamıyla Barbaros Hayrettin Paşa Vakfı'nın sükna hakkına müstehak vakıf evladı olduğuna karar verildiği, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davaya konu vakfın 1933 yılında mazbut vakıflar arasına alındığı ve 941 H. (1534 M.) tarihli vakfiyesine göre evlatları lehine vakfa tahsis edilen bazı taşınmazlarda sükna hakkının tesis edildiği, sükna hakkına konu olan taşınmazlardan İstanbul ili Fatih (Eminönü) İlçesi Cankurtaran Mahallesi 78 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 ve 15 parsel numaralı (Barbaros Sıra Evleri) olanlarının davacının herhangi bir kusuru bulunmadan zaman içerisinde yıkılması, yanması gibi sebeplerle ortadan kalkarak arsa haline geldiği, bunun sonucunda Vakıflar Genel Müdürlüğünce bu taşınmazlar hakkında tevhit işlemi yapılarak 78 ada 84 numaralı parsele dönüştürüldüğü, Kültür Ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunun 22.12.1987 tarih 3750 Sayılı izni doğrultusunda 16.6.1988 tarihinde Armada Uluslararası Otelcilik Ve İşletmecilik A.Ş. ile 49 yıl süreli yap-işlet-devret sözleşmesi yapıldığı ve dava tarihi itibari ile bu sözleşme doğrultusunda taşınmazın fiilen otel olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
5737 Sayılı Vakıflar Yasasının 12. ve devamı maddelerinde: Vakıflar Genel Müdürlüğünce mazbut vakıflara ait hayrat taşınmazlara öncelikle vakfiyeleri doğrultusunda işlev verileceği, değerlendirilemeyen veya işlev verilemeyen hayrat taşınmazların fiilen aslî niteliğine uygun olarak kullanılıncaya kadar kiraya verilebileceği, gerekli bakım ve onarımının yapılacağı, yöneticilerin vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmaları gerektiği görevleri arasında sayılmış ve bu hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiş, ayrıca davaya konu vakfiyede de vakıf yöneticilerine vakfa tahsis edilen taşınmazların olduğu gibi muhafazası ve işlevlerinin devamı konusunda görevler verilmiştir.
Vakfeden, vakfa tahsis ettiği bazı taşınmazlarda öncelikle azatlı kölelerinin, onlardan sonra bu kölelerin erkek çocuklarının kuşaktan kuşağa oturmalarını istediğinden ve davacı da kesinleşen mahkeme kararı ile bu sükna hakkına sahip olduğunu tespit ettirdiğinden: davacı davaya konu Cankurtaran Mahallesi 78 ada 84 parsel numaralı taşınmazda vakfiye hükümleri doğrultusunda sükna (oturma) hakkına sahiptir. Dosya kapsamı ve tarafların da kabulü doğrultusunda, sözü edilen taşınmazlar üzerindeki evlerin vakfın kurulduğu tarihte tahsis edildiği biçimde kalmayıp yok olduğu, artık mesken olarak kullanılmalarının mümkün bulunmadığı, evlerin bu hale getirilmesinde davacının bir kusurunun olmadığı böylece vakfiyedeki sükna (oturma) hakkının artık bedele dönüştüğü vakfedenin de bunu amaçladığı ancak vakfiye hükümlerinin uygulanmasında bugün itibariyle fiili imkansızlık bulunduğu anlaşıldığında ve davacı da dilekçesinde bu fiili imkansızlığın dikkate alınarak istemini terditli bir şekilde belirtip taşınmazın tesliminin mümkün olmadığı takdirde buradan elde edilecek gelirin kendisine ödenmesini istemektedir. Dava konusu taşınmazdan elde edilen gelirin tamamının davacı tarafa ödenmesi vakfiye hükümlerine aykırı olduğundan kabul edilemez ise de. asıl olan vakfiyedeki düzenlemeye göre mahkemece sükna (oturma) hakkına sahip vakıf evladının yaşı, sosyal statüsü ve ekonomik durumu yöntemince araştırılarak kendisine bu oturma hakkının kullanılmasına karşılık gelecek uygun bir yer tahsisinin veya bunun mümkün olmaması halinde tespit edilecek parasal karşılığının tazminat olarak ödenmesine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçeyle davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy