MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Mahkemece yapılan yargılama sırasında verilen 09.12.2010 tarih ve 2010/867 sayılı ilk kararda, dava konusu taşınmaz tarla vasfında kabul edilerek kamulaştırma bedelini 12.466,77 TL olarak belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.09.2011 gün 2011/7035 Esas 2011/8956 Karar sayılı kararı ile “değerlendirme tarihi itibari ile ilçe tarım müdürlüğü verilerinin esas alınması gerektiği ve asıl bilirkişi raporuna göre bankaya yatırılan para ile ek rapor arasında tespit edilen ve hükme esas alınan tutar arasındaki farkın miktarı da açıkça belirlenerek varsa bankadan çekilme tarihine kadar işleyecek mevduat faizi ile birlikte davacı idareye ödenmesine karar verilmesi gerektiği” yönlerinden mahkemenin kararı bozulmuş, bozma kararına uyulmak sureti ile yapılan yargılama sonunda, taşınmazın tarla vasfında olduğunu belirleyen ve kamulaştırma bedelini 15.509,92 TL olarak tespit eden bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Mahkeme tarafından verilen ilk hükmün davacı vekili tarafından temyiz edildiği ve bu şekilde ilk kararla hükmedilen 12.466,77 TL yönünden davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşacağı gözetilmeden mahkemece 15.509,92 TL üzerinden kamulaştırma bedeline hükmedilmiş olması,
2-Mahkemece bozma öncesi, asıl bilirkişi kurulu raporuna göre tespit edilip idarece davalı adına bankaya yatırılan bedel ile ek rapora göre tespit edilen ve hükme esas alınan tutar arasındaki farkın, miktarı da açıkça belirtilerek ve davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş olan mevduat faiziyle birlikte davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy