MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
Dava dilekçesinde, babalığın tespiti, nafaka ve Türk Medeni Kanunu'nun 304. maddesi uyarınca mali haklar istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve kayyım tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı anne, evlilik dışı doğan 12.07.2005 doğumlu... ...'ün babasının davalı olduğunu ileri sürerek babalığın tespitini, nafaka ve mali hak talebinde bulunmuş, mahkemece hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dava reddedilmiştir.
1-Dosya kapsamındaki belge ve bilgilerden; davacı annenin Bulgaristan vatandaşı iken 31.03.2008 tarihinde Türk vatandaşlığını kazandığı, küçük...'ın ise Türkiye'de doğup annenin müracaatı üzerine anne hanesine 27.02.2012 tarihinde evlilik dışı çocuk olarak tescil edildiği, doğum belgesinde Bulgaristan vatandaşı olduğunun yazılı bulunduğu anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 16/1. maddesinde; "Soybağının kuruluşu, çocuğun doğum anındaki millî hukukuna, kurulamaması hâlinde çocuğun mutad meskeni hukukuna tâbidir. Soybağı bu hukuklara göre kurulamıyorsa, ananın veya babanın, çocuğun doğumu anındaki millî hukuklarına, bunlara göre kurulamaması hâlinde ana ve babanın, çocuğun doğumu anındaki müşterek mutad mesken hukukuna, buna göre de kurulamıyorsa çocuğun doğum yeri hukukuna tâbi olarak kurulur." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 66. maddesi uyarınca vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 5. ve devamı maddelerinde vatandaşlığı kazanma yolları düzenlenmiş olup, 20. maddesine göre Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararlar, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Davacı anne 2008 yılında Türk vatandaşlığını kazanmış, çocuk ise 2005 doğumludur. Mahkemece 5718 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca davaya uygulanacak yetkili hukuk belirlendikten sonra sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabule göre de; ana açtığı davada, evlilik dışı ilişkisinden doğan çocuğunun babasının belirlenmesini, davalı ile çocuk arasında soybağının kurulmasını istemiştir. Her ne kadar ana tarafından açılan dava süresinde değil ise de, dava sırasında çocuğa kayyım tayin edildiğinden o andan itibaren çocuğu temsil yetkisi kayyıma geçmiştir. Ananın başlangıçta çocuk adına da açtığı davaya kayyımın katılmasıyla çocuk yönünden de devam edildiği anlaşılmaktadır. Çocuk adına açılan ve kayyım tarafından takip edilen dava süresindedir.
Öte yandan, dava Türk Medeni Kanunu'nun 303/2. maddesinde ''Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.'' hükmü Anayasa Mahkemesinin 2010/71 Esas 2011/143 Karar ve 27.10.2011 tarihli kararı ile iptal edilmiş ve karar 07.02.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece karar verilmesinden sonra Türk Medeni Kanunu'nun 303/2. maddesi hakkındaki iptal kararı yürürlüğe girdiğinden ve Yasada çocuk için hak düşürücü süre artık bulunmadığından mahkemece açıklanan hususların değerlendirilmesi ve çocuğu temsilen davaya katılan kayyımın yürüttüğü davanın esasının incelenmesi gerekirken, hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.