MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kayyım atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...-...-... Mah. 166 ada 1 parselde kayıtlı taşınmaz maliklerinden ... kızı ... ile ... kızı ...'nin sağ veya ölü olup olmadığı, mirasçılarının ve adreslerinin tespit edilemediğini belirterek Hazine'nin hak ve menfaatlerinin korunması için 3561 sayılı Yasa gereğince ... Defterdarının kayyım atanmasını istemiştir. Mahkemece herhangi bir araştırma yapmaksızın dosya üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2. maddesi uyarınca; 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazine'nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazine'nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.
Somut olayda, davacı vekilinin dilekçesi üzerine mahkemece dava dilekçesi kayyım adayına tebliğ edilmeden ve yukarıda belirtilen yasada öngörülen şekilde bir araştırma yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece; dava dilekçesinin kayyım adayına tebliğ edilerek göstermesi halinde delilleri toplanmalı, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının tapulamaya esas belgeleriyle birlikte dosya içine alınması, Türk Medeni Kanunu'nun 427. maddesinin ve 3561 Sayılı Yasanın aradığı şartların bulunup bulunmadığının araştırılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.