MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, küçükler için kayyım tayin edilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ...ile evlenip boşandığını, boşanma kararı ile velayetin anneye verildiğini, kayden davacının çocukları görünen ..., ... ve ...'nin gerçekte davacının çocukları olmadığını, anne ...in ... isimli kişi ile birlikteliğinden olduğunu, annenin de öldüğünü belirterek onlar adına soybağının reddi davası açmak üzere küçüklere kayyım atanmasını istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı ile ...in 1993 yılında evlenip 22.06.2006 tarihinde boşandıkları, 26.06.1997 doğumlu ..., 16.02.2002 doğumlu ... ve 10.03.2004 doğumlu ... isimli çocuklarının 18.09.2006 tarihinde nüfusa tescil ettirildiği, annenin sağlığında küçüklerin sürekli anne yanında yaşadıkları anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 404. maddesinde "Velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Görevlerini yaparlarken vesayeti gerektiren böyle bir halin varlığını öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.” hükmü yer almaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında somut olayda; anne yanında yaşayan küçüklerin annenin ölümü üzerine yasal temsilcisiz kaldıklarından vesayeti gerektiren hallerin mevcut olması nedeniyle kendilerine vasi atanması gerekirken kayyım ataması talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.