(4721 S. K. m. 426, 431) (Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük m. 12)
Dava: Dava dilekçesinde, babalığın tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıyla olan evlilik dışı beraberliğinden Ece'nin doğduğunu belirterek babalığın tespitini ve nafakaya karar verilmesini istemiş, mahkemece; kayyım atanması hakkında verilen süreye rağmen bu konuda dava açılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 426 ncı maddesinde bir işte yasal temsilcinin menfaatiyle küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, vesayet makamınca, ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Aynı Yasanın 431 ve Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün 12/son maddeleri uyarınca vasinin atanmasına ilişkin kurallar kayyım atanmasında da uygulanır. Soy bağı hakkındaki hükümlerle, vesayet hakkındaki hükümler kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece vesayet makamına ihbarda bulunulması suretiyle kayyım atanmasının sağlanması, delillerin toplanması ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy