MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, davalının ortak merdivenin bodruma inen kısmını kapatmak ve binanın yan tarafından pasaj girişinin bulunduğu yere de duvar örmek suretiyle anataşınmazda projeye aykırı değişiklikler yaptığını ileri sürerek yapılan tadilatların onaylı mimari projesine uygun eski hale getirilmesini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüyle 22.11.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda gösterilen değişikliklerin eski hale getirilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin 2. (1086 sayılı HUMK 388. ve 389. maddeleri) fıkrası "hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmünü içermekte olup, mahkeme kararının hüküm kısmında bilirkişi ... tarafından hazırlanan 22.11.2011 tarihli raporda a, b ve c harfi ile gösterilen yapıların prjesine uygun olarak eski hale getirilmesine karar verilmiş ise de, dava konusu edilen ve mahkemenin kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda saptanıp eski hale getirilmesine karar verilen hususların neler olduğu ve bunların ne şekilde eski hale getirileceği anılan yasa kuralı uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça yazılması gerekirken, (raporun ikinci sayfasında (b) ve (c) harfleri ile belirtilen projeye aykırılık durumu ile dördüncü sayfasında (b) ve (c) harfleri ile açıklanan projeye aykırılık durumlarının birbirinden
farklı olduğu, raporun ikinci sayfasında (b) harfi ile belirtilen zemin katta 15 nolu bağımsız bölüm yerine yapılan tuvaletlerin eski hale getirilmesi yönünde ise davacının dava dilekçesinde talebi bulunmadığı halde bilirkişi raporuna yollamada bulunulmakla yetinilmesi ve yine dava dilekçesindeki istem dikkate alındığında verilen kararın davanın kabulü anlamında olduğu anlaşılmakla, mahkemece kısmen kabulüne denilerek) infazda duraksamaya neden olacak şekilde hüküm kurulması ve dava ile ilgili yargılama giderlerinin kabul ve red durumuna göre paylaştırılması,
2-Kat Mülkiyeti Yasası'nın 19. maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca kat malikleri anataşınmazın mimari durumunu ve sağlamlığını titizlikle korumakla yükümlüdürler. Yargıtay uygulamalarına göre yapının inşaatı sırasında gerçekleştirilmiş projeye aykırılıkların da projeye uygun hale getirilmesi binanın statiğine bir zarar vermesi ya da davacının da bağımsız bölümünün bundan zarar görecek bir duruma düşmesi halleri dışında projeye uygun hale getirilmesinin istenebileceği ilke olarak benimsenmiştir. Projeye aykırı olarak yapılan tesisat ve tadilatın projeye uygun hale getirilebilmesi için bu tesisat ve tadilatı yapan kişilere karşı dava açılır. Binanın ilk inşası sırasında ortak yerlerde yapılan ve ortak kullanımda olan projeye aykırılıkların eski hale getirilmesinden ise tüm kat malikleri sorumludur. Somut olayda, bilirkişi tarafından tespit edilen onaylı mimari projeye aykırılıkların anayapının ilk inşası sırasında yapıldığına ilişkin bir iddia, savunma ve raporda da buna dair bir saptama bulunmadığı gözardı edilerek ortak yerlerdeki projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi için yapılacak giderlerden (davanın tarafı da olmayan) tüm kat maliklerinin sorumlu tutulmasına karar verilmesi,
3-Kat Mülkiyeti Yasasının 33. maddesi uyarınca, davalıya karar gereğinin yerine getirilmesi için uygun bir süre verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan ve konusu doğrudan para alacağı olmayan davalarda harç ve avukatlık ücretinin maktu tarifelere göre hesaplanıp hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy