MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
Dava dilekçesinde, soybağının reddi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, davalı ile evli olduğunu, müşterek görünen çocukları ...'nun gerçek babasının kendisi olmadığını, 21.09.2007 de şüphelenmesine rağmen dava açmadığını, en son 10.04.2010 tarihinde davalının annesi tarafından "bu çocuk senden değil" diye söylendiğini ileri sürerek soybağının reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 289. maddesinde: “Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır. Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; davacı, eşi davalıdan olan 05.06.2008 doğumlu ...'nun kendisinden olmadığını iddia ederek soybağının reddini istemiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının ... isimli çocuk yönünden babasının kim olduğu bilinmediğinden bahisle daha önce 25.09.2009 tarihinde babalığın tespiti davası açtığı, mahkemece 11.12.2009 tarihinde yetkisizlik kararı verildiği, soybağının reddine ilişkin bu davayı ise 17.06.2011 tarihinde açtığı, 20.09.2011 tarihli oturumda da davacının, davalının hamile kaldığı dönemde kendisiyle birlikte olmadığını belirttiği, ayrıca dava dilekçesinde de en son 10.04.2010 tarihinde davalının annesi tarafından "bu çocuk senden değil" diye söylemesi üzerine bu çocuğun kendisinden olmadığını öğrendiğini belirttiği, bu tarih itibariyle de yasada öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 289. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinin kabulü de doğru değildir. Zira Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 tarih ve 27369 ....R.G. de yayımlanan, 2008/30 E, 2009/96 K. ve 25.06.2009 tarihli iptal kararı ile maddenin birinci fıkrasında bulunan "...her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl…" ibaresi iptal edilmiştir. Davacı gecikmeyi haklı kılan bir sebep de iddia ve ispat edememiştir. Öyleyse yukarıda açıklanan yasal düzenleme dikkate alındığında hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenler göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen Geçici 3. maddesindeki atıf nedeniyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy