(6100 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 282, 285, 301) (Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m. 22, 27)
Dava: Davacı, dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanı ile nüfus kaydında K. olarak görünen baba kaydının iptali ile gerçek babası H. nüfusuna tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı nüfus müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde, annesi S.'in, K. ile resmi evli iken ayrılarak H. ile gayriresmi yaşadığını, kendisinin bu birliktelikten doğduğu halde, annesinin resmi evliliği içinde doğmuş gibi nüfusa tescil edildiğini bildirerek mevcut kaydının iptali ile gerçek babası H.'ın hanesine, annesi Sevim olarak tescilini istemiştir. Mahkemece, dava nüfus kaydının düzeltilmesi olarak nitelendirilerek, davacının, K. olan baba adının iptali ile babasının Hasan olarak yazılmasına karar verilmiştir.
Davacının, dosyada mevcut doğum bildirimi formuna göre, annesi S.'in K. ile 01.04.1984 tarihli evliliği devam ederken, 21.04.2010 tarihindeki beyanına göre evlilik içinde, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. ve 27. maddesiyle 4721 sayılı TMK.nın 285 md. göre nüfusa tescil edildiği anlaşılmıştır.
Bir davada maddi olguları ileri sürmek taraflara, ileri sürülen maddi olguların nitelendirilmesi hakime aittir. Davacı bu dava ile gerçek babasının H. olduğu halde nüfus kaydında K.'in çocuğu imiş gibi tescil edildiğini bildirerek, nüfus kaydındaki baba adının iptali ile gerçek babası olan H. olarak düzeltilmesini istemiştir. Görüldüğü gibi davacının birbiriyle bağlantılı iki ayrı davası vardır. İlki soy bağının reddi, İkincisi ise babalık davasıdır.
Bilindiği üzere, çocukla ana arasındaki soy bağı doğumla; baba arasındaki soy bağı ise, ana ile evlilik, tanıma ve hakim hükmü ile kurulur. (TMK.nın 282/1-2 md.) Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. (TMK.nın 285/1. md.)
Bu halde, çocukla baba arasındaki soy bağı, çocuğun evlilik içinde doğması ile kendiliğinden kurulur. Bu durumda koca; karısının doğurduğu çocuğun kendisinden olmadığını ileri sürerek ana ve çocuğa karşı, soy bağının reddi davasını açabilir. Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır. İşte davacının açtığı ilk dava budur.
Evlilik haricinde doğan çocukla baba arasındaki soy bağı hakim hükmüyle de kurulabilir. Bunu sağlayan dava ise babalık davasıdır. (TMK.nın 301. md). Bu dava, ana ve çocuk tarafından babaya, baba ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır. Davacının açtığı ikinci dava da babalık davasıdır.
Soy bağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 282. maddesi ve devamında düzenlenmiş olduğundan, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesine göre, görevli mahkeme, aile mahkemesidir.
Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. (6100 sayılı HMK.nın 1. md.)
Bu durumda, görevli mahkeme aile mahkemesi olduğundan kamu düzenine ilişkin olan hususun re'sen dikkate alınarak mahkemece davaya aile mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy