MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, ... Kulübü Derneğine ihtiyati tedbir yolu ile yönetim kayyımı atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından ise 14.08.2013 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbir kararının HMK 393-397. maddeleri gereğince kendiliğinden kalktığının tespit edilmesi istenmiş, mahkemece bu talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra işin temyiz kabiliyetinin bulunduğu hususu;
18. Hukuk Dairesi Üyesi Sayın ...'in "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin birinci fıkrası hükmü gereği, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağından dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine dair verilen kararların temyiz yoluyla inceleme olanağı bulunmaması nedeniyle, temyiz inceleme isteminin reddi gerektiğinden bahisle çoğunluğun temyizen incelenir" azınlık görüşüne karşın oyçokluğu ile kabul edilerek;
Uyuşmazlığın esasına ilişkin dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, ihtiyati tedbir yolu ile davalı derneğe yönetim kayyımı atanmasını istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili 14.08.2013 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararının HMK 393-397. maddeleri gereğince kendiliğinden kalktığının tespit edilmesini istemiş, mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesi gereğince; yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa vesayet makamı, ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atar. Aynı Yasanın 427/4. maddesi uyarınca ise; bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, vesayet makamı bir yönetim kayyımı atar.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Yasanın 393. maddesine göre ise; İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar. 397. maddesinde ise; “İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar” hükümleri mevcuttur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının davalı derneğin üyesi olduğu, davalı dernek yönetimin seçildiği genel kurul toplantısının iptal edilmesi nedeniyle davalı derneğe yönetim kayyımı atanması talebinde bulunduğu, Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2012 tarih ve 2011/243 Esas 2012/575 Karar sayılı kararı ile davalı derneğin 24.04.2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptal edilmesine karar verildiği, kararın bu dava tarihinde henüz kesinleşmediği, davalı derneğin organlarının mevcut ve faal olduğu, yönetimin devam ettiği, mahkemece 17.06.2013 günü ihtiyati tedbir yolu ile davalı derneğe kayyım atanmasına karar verildiği, bu kararın infazı için davacı vekili tarafından bir hafta içinde herhangi bir başvurunun yapılmadığı, davalı vekili tarafından 14.08.2013 tarihli dilekçe ile HMK 393 ve 397. maddeleri uyarınca bir hafta içinde uygulanmayan ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığının tespiti istendiği, mahkemece 14.08.2013 günlü ek karar ile davalının taleplerinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin bir haftalık hak düşürücü süre içinde ihtiyati tedbir kararının infazını istemediği ve ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alındığında şartları oluşmadığından davalı derneğe kayyım atanması talebinin reddine, davacı vekilinin bir haftalık hak düşürücü süre içinde ihtiyati tedbir kararının infazını istemediğinden ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığının tespitine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulüne, davalı vekilinin 14.08.2013 tarihli taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy