MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekili ile bir kısım davalılar ile davalı.... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 10.maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 10. maddesinin 8. maddesinde “Tarafların anlaştığı veya tarafların anlaşamaması halinde hakim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın, peşin ve nakit olarak veya kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise, ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin davacı tarafça davalı adına bankaya bloke edildiğine dair makbuzun dosyaya sunulması halinde taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacı idareye bedeli bloke etmesi için süre verilip bankaya yatırması beklenmeden kamulaştırma bedelinin tespitine ve taşınmazın tesciline karar verilmiş olması,
2-Kabule göre de; 2942 sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendi gereğince emlak vergi değerlerinin de dava konusu taşınmaz ile emsalin karşılaştırılmasında gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla dava konusu taşınmazların ve emsalin emlak vergisine esas tutulan asgari m² değerlerinin oranı ile bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişki giderilmelidir. Dosyadaki kayıtlara göre 2005 yılında dava konusu 149 ada 21 parsel sayılı taşınmazın emlak vergisine esas değeri 6.250,00 TL, emsal alınan 156 ada 20 parselin değeri ise 7.810,00 TL dir. Buna göre emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu anlaşıldığı halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın daha değerli kabul edilmesi nedeniyle yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli ve inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden, yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü yeni emsal satışları bildirmeleri için imkan tanınması, gerektiğinde emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.