(4721 S. K. m. 336, 342)
Dava: Davacı G. Y. ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 19.03.2009 günlü ve 2009/8-2009/16 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2013 gün ve Hukuk-2013/4237 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı G. Y.'a velayeten G. Y. vekilinin 05.02.2009 tarihinde açtığı davada, davacının velayeti altında bulunan oğlu G.'ın 05.11.1991 olan doğum tarihinin 05.02.1991 olarak düzeltilmesini istediği, küçüğün annesinin davaya katılımının sağlanmadığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 336. maddesi Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar hükmünü içermektedir. Buna göre velayet hakkı kullanılırken eşlerden herhangi birine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Aynı Kanunun 342. maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın, çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir.
Emredici nitelikteki bu hükümler, evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında, ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanıldığı kabul edilmelidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı hallerde ise davanın reddi gerekir.
İncelenen dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden, davacının eşi ve küçüğün annesi A. Y.'un sağ olduğu, ancak davaya katılımının sağlanmadığı ve rızasının alınmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için süre verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birinin istemi yeterli bulunarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 25.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy