MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 1966 olan doğum tarihinin 1970 olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının biri resmi nikahlı olmak üzere üç eşe sahip olduğunu, müvekkilinin babasının resmi nikahlı eşinden ...ın 01.10.1966 tarihinde doğduğunu ve kısa bir süre sonra vefat ettiğini, müvekkilinin ölümü bildirilmeyen ...ın nüfus kaydını kullandığını, gerçekte müvekkilinin isminin "..." doğum tarihinin ise 1970 olduğunu ileri sürerek, "Aysel" olan isminin önüne "..." isminin eklenmesini "1966" olan doğum tarihinin "1970" olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulü ile doğum tarihinin "1970", adının da "... Aysel" olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacının, nüfusa kayıt edilmediği, kendisinden önce doğmuş ve nüfusa 01.10.1966 doğum tarihi ile 11.10.1966'da tescil edilip vefat ettiği halde sağ gözüken... isimli kardeşinin kaydını kullandığı anlaşılmaktadır.
Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olup, nüfusa kayıt edilmeyerek kendisinden önce doğup ölen kardeşine ait nüfus kaydını kullanması nedeniyle bu kişinin nüfusa tescil edilmesi, dolayısıyla saklı nüfustan sicile yazılması da idari işlem niteliğindedir. Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35/1. maddesinde de "Saklı nüfus olduklarını iddia edenlerin aile kütüklerine tescil için müracaat makamı illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklardır..." şeklinde hüküm bulunmaktadır. Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne geçirilmesinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.