Davacı ... ile davalı ... aralarındaki dernek genel kurul toplantısının iptali davasına dair Karşıyaka 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.10.2011 günlü ve 2011/287-2011/423 sayılı hükmün bozulması hakkında Dairece verilen 26.04.2012 günlü ve 2012/3034-2012/4600 sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Bu isteğin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; .... Derneği Karşıyaka Şubesinin 13.12.2009 tarihli genel kurul toplantısının kanun ve tüzük hükümlerine aykırı yapıldığını ileri sürerek 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 32/b fıkrası uyarınca iptalini istemiştir. Mahkemece verilen davanın kabul kararı, davalının temyizi üzerine, Dairemizin 26.04.2012 tarihli kararı ile bozulmuş, davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 32.maddesinin (b) fıkrasında "genel kurulu süresinde toplantıya çağırmayan, genel kurul toplantılarını kanun veya tüzük hükümlerine aykırı olarak veya dernek merkezinin bulunduğu veya tüzüğünde belirtilen yer dışında yapan dernek yöneticilerine beş yüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Mahkemece, kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olarak yapılan genel kurul toplantılarının iptaline de karar verilebilir" hükmü yer almaktadır. Dernekler Kanunu'nun 33. maddesinde bu Kanunda yazılı olan idari yaptırımlara karar vermeye mahalli mülki amirin yetkili olduğu belirtildiğine göre, idari yaptırımları uygulamaya yetkili mahalli mülki amirin genel kurulun iptalini de isteyebileceği kuşkusuzdur. Aksi takdirde, Kanunun 32/b maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmaz. Kaldı ki Türk Medeni Kanunu'nun 83. maddesinde yer alan düzenleme üyelere tanınmış bir hak iken, Türk Medeni Kanunu'ndan sonra yürürlüğe giren ve daha özel nitelik arz eden 5253 sayılı Dernekler Kanunu, mülki idare amirine dolayısıyla mülki idare amirinin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığına kanuna ve tüzüğe aykırı yapılan genel kurul toplantılarının iptalini mahkemeden isteme olanağı getirmiştir. Açıklanan bu yasal düzenlemeler karşısında, davayı açan İçişleri Bakanlığının aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 26.04.2012 gün ve 2012/3034-4600 sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunup incelendi:
Bilindiği üzere, 1086 sayılı HUMK'da taraf ehliyeti tanımlanmamış 38.maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48.maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma ehliyetini taşıdığını belirtmiştir. Dava tarihinden önce ölen ve kişiliği son bulan bir kişinin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
5253 Sayılı Dernekler Kanununun 2/h maddesi hükmünde de dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlanmıştır. Bu olgu gözetildiğinde, kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu sonucunu doğurmaz.
Somut olaya gelince; dava, ... Derneği Karşıyaka Şubesinin 13.12.2009 tarihli genel kurulunun iptali istemine ilişkin olup, hasım olarak derneğin Karşıyaka şubesi gösterilmiş, dava dilekçesi davalı dernek şubesine tebliğ edilerek yargılama yapılmış ve karar verilmiştir. Açıklanan hukuksal olgular ve şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmadığı gözardı edilerek taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava dilekçesinde dernek şubesinin hasım gösterilmesinin temsilcide yanılma olduğu kabul edilerek, dava dilekçesi ve duruşma gününün dernek tüzel kişiliği adına ve genel merkez adresine tebliğe çıkarılarak, taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamada delilleri ibraz etme olanağı tanındıktan sonra işin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik taraf teşkili ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi geregince BOZULMASINA, 15.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy