Dava dilekçesinde, el atmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının Fethiye 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/826 esas 2008/440 karar sayılı ilamıyla davacı aleyhine açtığı dava sonunda, davacının payından gayrimenkulüne geçiş yolu aldığını ve bunun sonucu olarak da davalının kullanım alanının genişlediğini ileri sürerek, davalının davacıdan fazla kullanmakta olduğu alanın azaltılarak, davacıyla davalıya eşit kullanım alanı tesisi ile davalı tarafın kullanım alanını gösteren tel örgülerin yıkılarak müdahalesinin önlenmesi istenmiş, mahkemece paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda her bir paydaşın taşınmazın tamamında hakkının bulunması nedeni ile arsa payı oranından daha az kullandığını iddia eden paydaşın el atmanın önlenmesi davası açamayacağı, ihtilafın ancak ortaklığın giderilmesi davasıyla giderilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, kat mülkiyeti kurulmuş bulunan anataşınmazda davacıya ait 1 nolu, davalıya ait 2 nolu dubleks meskenlerin bulunduğu, başkaca da bağımsız bölüm bulunmadığı, yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; parsel içindeki 2 adet yapının doğu-batı yönünde inşa edildiği, parselin kuzey ve güneyinde başka parsellerin, batısında ise yol olması nedeniyle doğuda bulunan yapıya (davalının bağımsız bölümüne) geçiş yolunun yapı sahibinin kendisi tarafından yapılmış olan yoldan sağlandığı, vaziyet planında yapıların tek parsel içerisinde olması sebebiyle geçiş yolu gösterilmediği, uyuşmazlığın da bundan kaynaklandığı, davalının yapısına bir yaya yolu olması kesinlikle gerekmekle birlikte, yol için tabana beton dökülmesi ve üzerine demir korkuluk yapılmasının ortak alan olması nedeniyle projeye aykırı olduğu, fen bilirkişisi roporunda ise davacının tel örgülerle çevrilmiş 232,19 m² yeri kullandığı, davalının da 248,34 m² lik alan ve yola çıkmak için tel örgüyle ayrılmış 22,55 m² lik alanla birlikte toplam 270,89 m² lik yeri kullandığı, ayrıca iki taşınmazın tel örgüyle ayrıldığı belirtilmiştir.
Mahkemenin 2006/826 esas 2008/440 karar sayılı ilamına göre; davacı (eldeki davanın davalısı) Satı 'nın davalı (eldeki davanın davacısı) Halime aleyhine açtığı dava sonunda; davanın kısmen kabulüyle, davalının evinin projeye aykırı olarak yapılan giriş terası ve merdivenin kâl'ine, projesine uygun hale getirilmesine, taraflar arasında kalan bölgedeki ağaçların sökülmesi talebinin reddine, fen bilirkişisinin 05.11.2007 tarihli raporunda 43,64 m² olarak gösterilen yerde bulunan ağaç, tel örgü vb. şeylerin sökülerek kaldırılmasına karar verilmiş, bu ilamın 09.12.2009 tarihli infaz tutanağında ise; iki bahçe arasındaki tel örgü esas alınarak tel örgüden itibaren 1,50 metrelik alanda geçit hakkı verilerek bu alanın düzeltilip tel örgüyle ayrılması, ayrı iki kapıdan ayrı girişler yapılması konusunda tarafların anlaşmaya vardıkları anlaşılmıştır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin 2. fıkrasına göre; kat maliklerinden biri, kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana taşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz. Yasanın bu hükmü karşısında somut olayda tel örgüyle ayrılarak tabana beton dökülüp üzerine demir korkuluk yapılması suretiyle davalının yaptırdığı yaya yolunun ortak yerde projeye aykırılık oluşturduğu anlaşılmaktadır. Ancak, yukarıda bahsedilen 09.12.2009 tarihli infaz tutanağında davacıya geçit hakkı verilmesi hususunda taraflar arasında anlaşmaya varılmıştır. Bu tutanakta davacının imzası bulunduğuna göre, Medeni Kanunun 2. maddesindeki iyiniyet kuralı da gözönüne alınarak mahkemece yeniden keşif yapılarak 09.12.2009 tarihli infaz tutanağındaki anlaşma da dikkate alınarak projeye aykırı olup anlaşma dışında yapılan inşaat, tesis ve değişikliklerin davacı tarafın rızası olmadığı için ortak yerde yapılan projeye aykırılık olarak değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme, araştırma ve yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy