MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, ... ile ... ve mirasçılarının gaipliklerine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 212 ada 19 parsel malikleri ... ve mirasçıları ile ...'nın kendilerinden uzun süredir haber alınamadığını ileri sürerek bu kişilerin gaipliğine karar verilmesini istemiş, mahkemece davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/1 maddesinde; "Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır: a-ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan haller, b-ilgililerin, ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı haller, c-hakimin re’sen harekete geçtiği haller." olmak üzere bu üç ölçütle çekişmesiz yargının genel çerçevesi belirlenerek mümkün olduğunca çekişmesiz yargı işleri sayılarak belirtilmiş, 382/2-a.4. maddesinde de "Gaiplik kararı" açıkça kişiler hukukundaki çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmış, 383. maddesinde ise "Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; dava, 212 ada 19 parsel malikleri ... ve mirasçıları ile ...'nın gaipliğine karar verilmesi istemine ilişkin olup 11.06.2012 tarihinde açıldığı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/1, 382/2-a.4 ve 383. maddeleri gereğince sulh hukuk mahkemesi görevli olduğu anlaşıldığından, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.