MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava ve birleşen dava dilekçesinde, tapu iptali ve tescil istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vd. temsilcisi Hazine vekili ile birleşen dava davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
A-Birleşen ...Asliye Hukuk Mahkemesinin .... karar sayılı dava yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici nedenlere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
B-Asıl dava yönünden;
Davacı vekili dava dilekçesinde, ... İlçesi ... Beldesi ... Mahallesi 45 ve 108 parsel sayılı taşınmazlara 1062 Sayılı Yasa gereğince el konulduğunu, dava konusu taşınmazların tamamının kamulaştırıldığını, kamulaştırma işleminin kesinleştiğini, tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
15.06.1927 tarihinde yürürlüğe giren 1062 Sayılı Yasa ile Bakanlar Kuruluna karşılıklılık (Mukabele-i bilmisil) esasına ilişkin olarak bir devletin vatandaşlarının Türkiye’deki malları üzerindeki tasarruflarını kısmen veya tamamen tahdit veya onlara el koyma yetkisi verilmiştir. Bakanlar Kurulunca, bu yasaya uygun olarak ... uyruklu kişiler hakkında 13.01.1939 tarih 2/10250 Sayılı Kararname çıkarılarak, taşınmazlarını başkalarına devretmeleri ve üzerlerine ipotek koydurmaları yasaklanmıştır. 23.06.1959 tarihinde kabul edilen sözleşme ile Türkiye sınırları içinde kalan ve Türk tabiiyetine geçmiş sayılan kimselere, ...
ve ... uyruğuna geçmek için sözleşme tarihinden itibaren 6 aylık ikametgahlarını nakletme, 18 aylık da mallarını tasviye için süre tanınmıştır. .... Sayılı Kararname Lübnan ve ... uyruğunu tercih edenlerin mallarını, tanınan 18 aylık sürenin bitimine kadar zayii ve telef olmaması için nasıl idare edileceğine ilişkin yöntemleri belirlemiş, ... uyrukluların malları Devletçe konulan bu ilkelere göre idare edilmeye başlanmıştır. İlave olarak süresinde mallarını tasfiye etmeyen kişilerin mallarının, 2490 sayılı Yasaya göre tasfiye edileceği hükmü getirilmiştir. 14.02.1942 tarih 2/17317 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de muvazaalı temliklerin önlenmesi yönünden ... uyruklu kişilerin borçlarından dolayı malları üzerinde haciz konularak satışlarının yapılabilmesi yasaklanmıştır. 18.11.1957 tarih 4/9697 sayılı Kararname ise, ... uyrukluların, paydaşı olduğu taşınmazların rızaen taksimlerini yasaklamış, ancak mahkeme eliyle şuyuun izalesine imkan vermiştir. Bunun yanında Medeni Kanunun 724 ve 725. maddesine göre temliken tescilleri önlenmiştir. Son olarak 17.10.1966 tarihinde yürürlüğe giren 01.10.1966 gün 6/7104 Sayılı Kararname ile de, ... uyrukluların mallarına Devletçe el konmuştur. Kısaca belirtmek gerekirse ... uyrukluların mallarının mülkiyeti 1966 tarihine kadar Devlete geçmemiş ise de, bu malların gerek mal sahibinin iradesi, gerekse iradesi dışında özel kişilere geçmesi önlenmiş, onlara vaziyet edilmiş üzerlerinde gittikçe artan bir hakimiyet kurulmuş, sonunda da söz konusu kararname ile fiilen el konulmuştur. Diğer bir anlatımla 01.10.1966 tarihinden önce ilerde Devlete geçeceği düşünülerek ... uyrukluların malları denetim altına alınmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 15.04.1992 tarih 1992/7-174-245 sayılı, 04.12.1991 tarih 1991/16-539-624 sayılı kararı). 1062 sayılı kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu kararları ve Yönetmelik hükümlerine göre ... uyruklu olup Türkiye'de taşınmazı bulunan şahıslar yönünden getirilen özel düzenlemeler sonucu Türkiye'de taşınmazı bulunan şahısların mülkiyet hakları sınırlandırılmış olmasına karşın ortadan kaldırılmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.12.2009 tarih ve 2009/5-422-579 sayılı kararı)
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazların Şahin, Ganime, Naim, Vecihe, Nebihe ve Suat Cebbara adına kayıtlı bulunduğu ve taşınmazlara 1062 Sayılı Yasa gereğince el konulduğu, taşınmazların 19.08.1971 tarihinde kamulaştırıldığı, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda taşınmazla ilgili her türlü dava hakkı olan mal sahiplerine kamulaştırma evrakının tebliğ edilmediği, yatırılan kamulaştırma bedelinin mal sahipleri tarafından alınmadığı anlaşıldığına göre Kamulaştırma Kanununun 17.maddesi koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden birleşen dosya davacısına iadesine, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.