MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak taşınmaz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın tazminat yönünden kabulüne; ecrimisil yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava; fiilen el atılmadığı halde idare tarafından sosyal tesis alanı olarak tahsis edilen taşınmazın bu durumu nedeniyle kullanım hakkının kısıtlanmasına dayalı tazminat ve ecrimisil istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 13.11.2012 tarih 2012/14100 esas, 2012/22304 karar sayılı ilamı ile, dava konusu taşınmazın 1996 yılından beri 1/1000 ölçekli imar planında sosyal tesis alanı olarak ayrıldığı ve fiilen el atılmadığı; ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benzer konudaki 15.12.2010 tarih ve 2010/5-662/651 sayılı kararı dikkate alınarak imar planında sosyal tesis alanı olarak ayrılan taşınmaza fiilen el atılmamış olsa dahi 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 ölçekli planın kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde davalı idarece kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle taşınmaz bedelinin ödenmesine karar verilmesinin doğru olduğu, bununla birlikte taşınmaza fiilen el atılmadığı dikkate alınarak ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sırasında davacı tarafça ecrimisil talebinden feragat edilmiş olup; mahkemece tazminat talebine ilişkin kısım yönünden davanın kabulüne, ecrimisil talebine yönelik kısım yönünden ise feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uygulama ve öğretide; idarelerin hizmetlerin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler idari işlem, görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmaları
idari eylem olarak tanımlanmaktadır. Somut olayda; idarenin icra yetkisini hukuka aykırı olarak kullanması olarak nitelendirilebilecek fiili el atma durumu söz konusu olmadığına göre, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca tek yanlı idari işlemle düzenlenen imar planları ve bu planlara dayanılarak yapılan işlemlerin idari nitelik taşıdığının, söz konusu imar planlarının zamanında uygulamaya geçirilmemesi durumunun da idari eylem olduğunun kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda, görev itirazında bulunulması ve olumlu görev uyuşmazlığının çıkması üzerine durum Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından değerlendirilmiş ve 09.04.2012 gün 2011/238 E.-2012/63 K. ve 2012/41 E.-2012/77 K. sayılı kararlarda fiili el atmanın bulunmadığı durumlarda idari yargı yerinin görevli bulunduğuna oybirliği ile karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde her ne kadar mahkemece Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 13.11.2012 tarih 2012/14100 esas, 2012/22304 karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de; mahkemenin görevine ilişkin hususlar kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir ve görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak sözkonusu olmaz.
Bu nedenle; davacının mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın dava konusu taşınmazın genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin dava Uyuşmazlık Mahkemesi kararı da dikkate alınarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.