MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kayyımlık kararının kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 395 ada 6 parselde "Midillili Ali Reis Vakfı"ndan icareli arsa vasıflı taşınmazın mutasarrıfının varissiz ölümü nedeniyle taşınmazın mevcut tapu kaydının iptali ile Vakıflar idaresi adına tesciline karar verildiğini, ancak tapuda yer alan kayyımlık şerhinin devam ettiğini belirterek kayyımlık kararının kaldırılmasını istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu 395 ada 6 parseldeki taşınmazın tapuda ''...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,, Midillili Ali Reis Vakfı'' adına kayıtlı olduğu, 14.04.2011 tarihli kararla İstanbul Defterdarı'nın kayyım atandığı, bilahare Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesine dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil davasının kabul edilerek 02.12.2011 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın tapu kaydında kayyımlık şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 477. maddesinde "Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer. Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın maliklerinin sağ mı, ölü mü, mirasçılarının bulunup bulunmadığının belli olmaması nedeniyle 3561 sayılı Yasa uyarınca kayyım tayin edildiği, ancak tapuda taşınmazın mutasarrıflarının belli olduğu ve mirasçısız ölümleri nedeniyle taşınmazın vakıf adına tesciline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği halde kayyımlık şerhi mahkemece kaldırılmamıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında taşınmazın malikinin belli olması ve kayyımlık kararının kaldırılması şartlarının mevcut olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy