MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan yabancılara satılamaz şerhi ile birlikte Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Kamulaştırılan taşınmaz üzerinde bulunan vakıf şerhinin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmasına karar verilmemesi,
3- Genel bütçeye dahil olan davacı ... Ve Su İşleri Bakanlığı’nın 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin dava açılırken alınan harçların iadesine karar verilmemesi,
4-Anayasa Mahkemesi 1. Bölümünün 19.12.2013 tarih ve 2013/817 sayılı kararında, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davada uzun süren bir yargılama sonunda, dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kabul edilerek mal sahibine tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yasa koyucu da, bu hak ihlalini dikkate alarak, 6459 sayılı Kanunun 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine eklenen fıkrada (yürürlük tarihi 30.04.2013) kamulaştırma bedelinin tescili için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren faiz uygulanmasına ilişkin düzenleme getirmiştir.
Her ne kadar, getirilen bu faiz hükmü maddi hukuka ilişkin olup, aynı yasanın 29. maddesi gereğince yayımı tarihinden sonra açılacak davalara uygulanması gerekir ise de; 30.04.2013 tarihinden sonra açılacak davalar için yapılan bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi'nin makul süreyi aşan yargılamanın hak ihlali oluşturduğuna ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde, 30.04.2013 tarihinden önce açılmış ve henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında öngörülen dört aylık yargılama süresinin makul süre kabul edilerek, hakkaniyet gereğince taşınmaz malikinin zararının giderilmesi amacıyla dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten, karar tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedeline faiz uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru değil ise de, bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının hüküm fıkrasının birinci paragrafının üçüncü satırında yer alan "tahsis edilmek üzere" kelimelerinden sonra gelmek üzere, "tapu kaydında bulunan yabancılara satılamaz şerhi ile birlikte" ibaresinin eklenmesine, ikinci paragrafının ikinci satırında yer alan "belirlenmesine" kelimesinden sonra gelmek üzere "belirlenen kamulaştırma bedeline 03.03.2012 tarihinden itibaren 02.10.2013 olan karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan vakıf şerhinin tespit edilen bedele yansıtılmasına", altıncı paragrafta yer alan "harç alınmasına yer olmadığına" metninden sonra gelmek üzere "başlangıçta alınan 42,30 TL harcın davacıya iadesine" ibaresinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK.ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde gözetilerek HUMK.nun 438. maddesi uyarınca hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 18.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.