(2709 S. K. m. 35) (2942 S. K. m. 10, 29) (ANY. MAH. 19.12.2013 T. 2013/817 E.)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekiliyle davalı asil tarafından temyiz edilmiş, mahkemece tarafların temyiz istemleri hükmedilen bedelin temyiz kesinlik sınırının altında kalması gerekçesiyle reddedilmiş, temyiz talebinin reddi kararı bu kez davalı asil tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Davacı idarenin temyizi açısından;
Hükmün, temyiz kabiliyeti olmadığı mahkemece saptanmıştır. Bu sebeple temyiz isteminin reddine dair yasaya uygun bulunan red kararının ONANMASINA,
2- Davalı temyizi yönünden;
2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 10. maddesi hükmü uyarınca kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili istemine dair davada hükmedilen bedelin miktarına bakılmaksızın davalının mahkeme kararını temyiz etme hakkı olduğu dikkate alınmadan temyiz isteminin reddine dair karar verilmesi doğru görülmediğinden mahkemenin, davalının temyiz dilekçesinin reddine dair 2.9.2013 gün 2013/194-2013/407 Sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra davalının davayla ilgili temyiz itirazları yönünden dosyadaki bilgi ve belgelerin yapılan incelemesi sonunda:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
a- Aynı kamulaştırma kapsamında aynı bölgeden Dairemize intikal eden Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/504 Esas-2013/262 Karar sayılı (Dairemiz 2013/12624 Esas-13496 Karar sayılı) ve Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/437 Esas-2013/263 Karar sayılı (Dairemiz 2013/12749 Esas-13494 Karar sayılı) dosyalarının hükme esas alınan bilirkişi raporlarında Savrun Mah. (Pazar Mah) 203 ada 6 parsel emsal alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığı, aynı dava tarihi itibariyle davaya konu taşınmazların misine 100 TL bedel belirlendiği, bu kararların Dairemizce davaya konu taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkemece temyize konu bu dosyada bozma ilamına uyularak alınan rapor doğrultusunda hüküm kurulmuşsa da ulaşılan m2 değer bakımından, yukarda belirtilen dosyalardaki m2 değerler dikkate alındığında, karşılaştırmaya esas alınan emsalin uygun emsal olmadığı intibaını uyandırmaktadır.
Buna göre, yukarda belirtilen dosyalarda uygun emsal olarak kabul edilen Savrun Mah. (Pazar Mah) 203 ada 6 parsel emsal karşılaştırmasında somut emsal olarak kabul edilerek bu emsale göre değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararı bozulmuştur.
b- Anayasa Mahkemesi 1. Bölümünün 19.12.2013 tarih ve 2013/817 Sayılı kararında, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davada uzun süren bir yargılama sonunda, dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinin Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kabul edilerek mal sahibine tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yasa koyucu da, bu hak ihlalini dikkate alarak, 6459 Sayılı Kanunun 6. maddesiyle 2942 Sayılı Kanunun 10. maddesine eklenen fıkrada (yürürlük tarihi 30.4.2013) kamulaştırma bedelinin tescili için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren faiz uygulanmasına dair düzenleme getirmiştir.
Her ne kadar, getirilen bu faiz hükmü maddi hukuka dair olup, aynı Kanunun 29. maddesi gereğince yayımı tarihinden sonra açılacak davalara uygulanması gerekir ise de; 30.4.2013 tarihinden sonra açılacak davalar için yapılan bu düzenlemeyle Anayasa Mahkemesi'nin makul süreyi aşan yargılamanın hak ihlali oluşturduğuna dair kararı birlikte değerlendirildiğinde, 30.4.2013 tarihinden önce açılmış ve henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında öngörülen dört aylık yargılama süresinin makul süre kabul edilerek, hakkaniyet gereğince taşınmaz malikinin zararının giderilmesi amacıyla dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten karar tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedeline faiz uygulanması gerektiğinden bu yönden de mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy