(3194 S. K. Geç. m. 7) (634 S. K. m. 44)
Dava: Dava dilekçesinde davacı ana yapının teras katının tam kata çevrilmesine ilişkin müdahalenin men'i ile eski hale getirilmesini, karşı davacı ise tapuya tescilini istenilmiştir. Mahkemece davanın HUMK.'nun 409. maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına, karşı davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, Boğaziçi Kanunu kapsamında bulunan bölgede kat mülkiyetine tabi bir binanın çatı katındaki bağımsız bölümün, terasa katılmak suretiyle tam kata iblağı üzerine vaki tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişilerin yapılan inşaatın 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 7. maddesi kapsamında olduğuna dair beyanlarına dayanılarak tescile karar verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere bu yasa, "yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların, plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiş, başka bir deyişle aksine açıkça hüküm bulunan haller hariç, bütün hükümleri imar amaçlı olan bir yasadır.
Bu bakımdan davada, davacının iddiasına ve mahkemece kuruluan hükme dayanak alınan 3194 sayılı kanunun geçici 7. maddesinde yer alan "boğaziçi alanında mevcut çekme katlar aynı gabari içinde kalmak şartı ile tam kata iblağ edilir. Ancak teras kullanma hakkı daha önce tapuya tescil edilmemiş olan çatı katı malikleri, emlak vergisi için beyan edilen daire bedelinin daire m2'sine bölünerek bulunan bir metrekare değerinin kazanılan alan ile çarpımı sonucu bulunan değeri hisse nisbetlerine göre diğer kat maliklerine öder. Kendileri bulunmadıkları takdirde bu bedel isimlerine milli bir bankaya yatırılır." Hükmünün bu çerçevede değerlendirilip yorumlanması gerekir. Buna göre söz konusu geçici 7. maddenin ilk cümlesindeki amacın, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten önceki imar mevzuatının Boğaziçinde getirdiği kat sınırlamasının bertaraf edilmesi suretiyle mevcut çekme katların tam kata iblağ edilmesine, imar açısından imkan tanınmasından ibaret olduğu düşünülmelidir. Bu hüküm, çekme katın tam kata iblağ edileceği inşaat için usulüne uygun onaylı proje yapılması ve inşaat izni alınması zorunluluğu bakımından ilgili imar mevzuatı hükümlerinin uygulanmasını bertaraf etmediği gibi kat mülkiyetine geçilmiş bir durumda da binalarda Kat Mülkiyeti Kanununun, (kat malikleri kurulunun oybirliği ile karar verilmesini şart kılan) 44. madde hükmünü de dışlamamaktadır. Söz konusu geçici 7. maddede yer alan ve terası kullanma hakkı bulunmayan çatı katı maliklerinin, terastan kazandıkları alan karşılığında diğer kat maliklerine hisseleri nisbetinde ödeyecekleri değerin belirlenmesinde Kat Mülkiyeti Kanununun 44. maddesinden farklı bir esas getirilmiş olması da, aksine bir düşünce ve yorumu haklı
kılamaz.
Böylece, İmar Kanununun geçici 7. maddesinin 2. kısmı hükmü de, özel kanun olan Kat Mülkiyeti Kanununun 44. maddesinin kapsamına giren konuda getirdiği kat maliklerinin oybirliği ile karar vermeleri şartını bertaraf etmeyecektir.
Bu durumda, yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere İmar Kanununun geçici 7. maddesi mutlak anlamda ve bütün özel kanun hükümlerini bertaraf eden bir hüküm niteliğinde değildir. Maddenin ilk kısmı kat mülkiyetine tabi olup olmadığına bakılmaksızın Boğaziçi Kanunu uygulama alanı içinde mevcut yapılardaki tüm çekme katlar hakkında uygulanabilecektir. Ancak bu madde kat mülkiyetine geçmiş ve birden çokmaliki bulunan yapılarda uygulanırken Kat Mülkiyeti Kanununun 44. maddesinde yer alan "kat malikleri kurulunun oybirliği ile karar verme" şartı aranacaktır.
Yukarıda açıklanan yasa hükümleri dikkate alınmadan karşılık davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.1.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy