(2981 S. K. m.16)
Dava: Davacı K. Ademoğlu ile davalı E. Güleç vs. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasına dair Adana 2.Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 13.5.1991 günlü ve 1989/554-1991/596 sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 19.11.1991 günlü ve 1991/19-18 sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece 2981 Sayılı Kanunun 3290 Sayılı Kanunla değişik 16. maddesi hükmüne göre açılmış bulunan ve zeminde 3 dükkan ve terasta da bir dairenin tesciline dair açılan dava kabul edilerek sözü edilen madde hükmünde yer alan hususlar da yerine getirtildikten sonra tescile karar verilmiş olup bu karar Dairemizin düzeltilmesi istenen ilamı ile kat mülkiyetine tabi yapılarda anılan kanun hükümlerine istinaden tescil istenemeyeceği ve tescil istenilen yerlerin ortak yerlerden olması nedeniyle bozulmuştur.
1- Karar düzeltme üzerine bu defa dosya yeniden incelendiğinde, tesciline karar verilen bağımsız bölümlerin, ana gayrimenkulün ilk mimari projesine aykırı olmakla birlikte taşınmazın tamamı henüz davacının mülkiyetinde iken ve kat mülkiyetine geçilmeden önceki tarihlerde inşa edildiği, ancak bunların kat mülkiyetine geçilirken yok farz edildikleri anlaşılmıştır.
2- Bu durumda 2981 Sayılı Kanunun 16. maddesine, 3290 Sayılı Kanunla eklenen fıkra hükmünün kat mülkiyetine geçilmiş binalarda uygulanamayacağına dair daire kararındaki saptama geçerli ise de, davacının binanın tek maliki olduğu aşamada ve kat mülkiyetine henüz tesis edilmediği tarihte inşa ettiği bağımsız bölümlerin kat mülkiyetine daha sonra vaki geçiş nedeniyle tescil edilemeyeceğine, kat mülkiyetine geçişin buna engel olduğuna dair gerekçe varit olmamaktadır. O halde mahkemenin ilke olarak tescil istemini kabul etmesinde bir isabetsizlik bulunmamış ise de ana projeye aykırı olarak inşa edilen bu bağımsız bölümlere ait tasdik edilmiş yapı inşaat ruhsatı ve kullanma izin belgesi alınması zorunluluğu yerine getirtilmeden tescil kararı verilmiş olması doğru değildir. Bu belgeler alındıktan sonra diğer bağımsız bölüm maliklerinin rıza ve muvafakatleri aranmaksızın bu bağımsız bölümlere arsa payı verilmek ve diğer maliklere bedeli ödenmek suretiyle Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince tescil mümkün olabilir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarda açıklandığı üzere davacıya tasdik edilmiş yapı ruhsatı ve kullanma izin belgesi almak üzere mehil vermek, kat mülkiyetine geçişte düzenlenen yönetim planı da incelenerek bağımsız bölümlerin inşa edildikleri yerlerin bu plana göre ortak kullanıma özel olarak tahsis edilip edilmediğini belirlemek ve ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Mahkeme kararının yukarda iki numara altında belirtilen hususlardan ötürü bozulması gerektiği halde yanılgı sonucu bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulduğu anlaşıldığından, karar düzeltme isteğinin bu yönden kabulü ile, Daire bozma kararının kaldırılmasına ve mahkeme hükmünün ikinci bentte yazılı gerekçe ve nedenlerle BOZULMASINA, 10.07.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy