(634 S. K. m. 4, 28) (818 S. K. m. 19, 20)
Dava dilekçesinde yönetim planının iptaline, müşterek otoparkın, genel merdiven altlarının ve diğer ortak yerlerin bütün kat malikleri tarafından kullanabilecekleri bir hale ve imar projesine uygun duruma getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar kat malikleri ana gayrimenkulün yönetim planında, davalıların kullanımına terk edildiği yazılı bulunan genel merdivenlerin alt boşlukları, kalorifer dairesinin sağ tarafındaki 63 m2'lik deponun, otopark ve mescid olarak kullanılması gereken üst teras, 1. ve 2. katlardaki teraslarla ana yapının iki yanı ve arakasındaki boş alanlarla ilgili hükmün iptali ile ortak kullanıma yarar hale getirilmesini istemişlerdir.
Mahkemece dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle reddedilen 1. davanın yargılaması sırasında düzenlenen bilirkişinin beyanına dayanılarak dava reddedilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu edilen ortak yerlerin fiilen davalılar tarafından kullanıldığı saptanmış ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin ortak yerlerin kullanım hakkını yönetim planı ile kat maliklerinden birine veya birkaçına bırakılabileceğine dair kararına değinilmiş, mahkemece de bu rapora dayanılarak dava reddedilmiştir.
Kat Mülkiyeti Kanununun 4. maddesi herhalde ortak yer sayılan ana yapının bölümlerini tadat etmiş ve son fıkrasında da bu yerlerin dışında kalıpta ortaklaşa kullanma, korunma veya faydalanma için zaruri olan yerlerin de ortak yer konusuna girdiğini vurgulamak suretiyle maddenin 1. fıkrasındaki ortak yerlerin sözleşme ile belirtilebileceğine dair genel hükme istisna getirmiştir. Bu istisna kapsamına giren ortak yerler ortak kullanıma özellikle tahsis edilmiş yerler olup, bunların sözleşme ile bir veya birkaç kat malikine terk edilemeyeceği sonucuna varılmalıdır. O nedenle hükme dayanak yapıldığı anlaşılan bilirkişi raporundaki saptama ve yollamada bulunulan Yargıtay İçtihadı ile yetinilmeyip davaya konu edilen yerlerden her birinin ayrı ayrı incelemeye konu edilerek, ana binanın onaylı projesi de getirtildikten sonra sözü edilen 4. madde kapsamında olup olmadıklarının bu konuda ehil bilirkişiler marifetiyle saptanması ve bu incelemelerin Yargıtay denetimine de olanak verecek biçimde kroki ve şemalarında çizilmesi zorunluluğu vardır.
Kat Mülkiyeti Kanununun 28. maddesine göre yönetim planı bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmünde ise de Borçlar Kanununun 19. ve 20. maddeleri uyarınca kanunun kati surette emreylediği kurallara veya kanuna aykırılık teşkil eden sözleşme hükümlerinin iptal edilmeleri mümkündür. Mahkemece yukarıdaki esaslar dairesinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonunda, dava konusu yerlerin veya bir bölümün Kat Mülkiyeti Kanununun 4. maddesi uyarınca mutlak suretle kat maliklerinin tümünün ortak kullanımına tahsis edilmesi zorunlu yerlerden oldukları saptandığı takdirde Borçlar Kanununun yukarıda sözü edilen hükmü gereğince yönetim planının, özel kullanıma olanak sağlayan hükmünün iptali ve bu yerlerin ortak kullanıma açık olacak şekilde gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesi gerekir.
Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy