(2942 S. K. m. 10, 14) (818 S. K. m. 397) (743 S. K. m. 2)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyaya getirtilen tapu kaydına göre dava konusu taşınmazın ferağı kayıt maliki M. Sarar'a vekaleten mirasçısı olan davacılardan E. Sarar tarafından 14.7.1986 tarihinde verilmiş, dava ise bu paydaş da dahil olmak üzere tüm mirasçıları adına 7.8.1992 tarihinde açılmıştır. Davacılardan hiçbiri adına tebligat çıkarılmamıştır.
Mahkemece yapılan tahkikat sonunda vekaleten adına ferağ verilen kayıt maliki M. Sarar 7.9.1984 tarihinde ölmüştür. Bu durumda ferağın hükmü geçmiş bir vekaletnameye istinaden yapıldığı anlaşılmaktaysa da ferağ işlemi ile birlikte davalı idare adına tapu sicili tesis edilmiş bulunduğundan tapu usulüne uygun açılmış bir dava sonunda verilmiş bir kararla iptal edilmeden ferağın hüküm ifade etmeyeceği kabul edilemez.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.6.1994 gün ve 1993/2 E, 1994/4 K sayılı kararı uyarınca ferağ, Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinde yazılı hak düşürücü sürenin başlangıcı sayıldığından tapudaki ferağ işlemi ve tapu kaydı davanın mesmu olmasında dava şartı niteliğinde bulunduğundan davacılara tapu kaydının iptali konusunda dava açmaları için mehil verilmeli ve bu dava bekletici mesele kabul edilmelidir.
Ferağı veren davacı E. Sarar ise, babasından aldığı vekaletnameyi öldüğünü bile bile kullanmış, babasının ölümü ile mirası kendisine intikal etmiş, bedelin tamamını da tahsil etmiş bulunduğu hususları dikkate alındığında ferağdan 6 sene sonra açtığı bu davadan, kendi kötü niyetinden doğan bir kazanç sağlaması mümkün olmadığının mahkemece göz önünde bulundurulması gerekir.
Mahkemece yukarıdaki hususlar dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy