(743 S. K. m. 933) (634 S. K. m. 49)
Dava: Dava dilekçesinde kat irtifakının yeniden tesis ve tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava Medeni Kanunun 933. maddesine dayanılarak açılan kayıt terkini davasıdır. Davacılar, üzerinde 4 adet bloktan oluşan 180 bağımsız bölüm yapılmak üzere irtifak hakkı 1979 yılında tesis edilen 449 nolu parselde, bilahare irtifak payı satın almak suretiyle paydaş olan davalıların, 1988 yılında Sulh Mahkemesine başvurarak Kat Mülkiyeti Kanununun 49. maddesi uyarınca kat irtifakının sona erdirilmesine karar aldıklarını, böyle bir kararın haksız olduğunu ileri sürerek Medeni Kanunun yukarıda sözü edilen maddesi uyarınca, terkine ait kaydın kaldırılmasını ve yeniden irtifak hakkının tesisini, sözü edilen irtifak hakkının kaldırılmasına dair kararın da iptalini talep etmişlerdir.
Mahkemece, kat irtifakının kaldırılmasına dair Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 1988/569 esas 1990/260 karar sayılı 15.5.1990 tarihli kararının henüz kesinleşmediği, (davacıların o davada taraf olmadıkları gerekçesiyle) ortada derdest bir dava varken aynı konuda bir başka davaya bakılamayacağı, davacıların sözü edilen kararı tebellüğ edip, temyiz etmeleri gerektiği ileri sürülerek davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararında sözü edilen dosyanın incelenmesinde, davanın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 49. maddesinin değişik 3. fıkrası hükmüne dayanılarak ve diğer irtifak hakkı sahiplerinin davalı olarak gösterilmeleri ya da dinlenmeleri zorunluluğu bulunmayan biçimde açıldığı, paydaşlardan bir bölümü dinlendikten sonra aradan 5 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen yapıların tamamlanmadığı gerekçesiyle kat irtifakının sona erdirilmesine karar verildiği, bu karara 9.8.1990 tarihinde kesinleşme şerhi verilerek kesinleştirildiği ve tapuda da infaz edildiği anlaşılmaktadır.
Bu kararın, bu aşamada kesinleşmediği, davanın henüz derdest olduğundan söz edilemeyeceği gibi, Medeni Kanunun 933. maddesine göre açılan bu davanın, sözü edilen irtifakın kaldırılması davasıyla aynı olmadığı için derdestliğin de ileri sürülemeyeceği açıktır.
Bu nedenle mahkemece tarafların delilleri toplanıp, Medeni Kanunun 933. maddesindeki şartların mevcut olup olmadığı araştırılmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.03.1993 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy