(7201 S. K. m. 32) (2942 S. K. m. 13)
Dava: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava konusu taşınmazın kamulaştırması 24.10.1986 tarihinde yapılmış olup tebliğe çıkarılan kamulaştırma evrakı köy muhtarına tevdi edilmek suretiyle 6.5.1987 tarihinde Tebligat Kanununun 21. maddesi hükmüne göre yapılmıştır. Davacı Vekili Av. M. Güleç 3.9.1992 tarihinde açtığı bu dava ile müvekkili davacının başka adreste ikamet ettiğini bu sebeple tebligatın geçersiz olduğunu ileri sürmüş ve bedel artırımı isteminde bulunmuştur.
Mahkemece davacının gerçekten tebligat çıkartıldığı köyden başka bir köyde oturduğu yapılan araştırma sonucunda saptandığı için tebligat geçersiz sayılmış ve davanın süresinde olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Davacının oturmadığı adrese çıkarılan ve bizzat kendisine yapılmayan tebligatın geçersiz olduğunun kabulünde bir isabetsizlik yok ise de, dosyada bulunan Ziraat Bankasınca düzenlenmiş listeye göre davacı taşınmazdaki kendi 3/4 payı için yatırılan kamulaştırma bedelini tebligatın yapıldığı bildirilen 6.5.1987 tarihinden 5 gün sonra 11.5.1987 tarihinde bankadan çekmiş bulunmaktadır. Bu durumda davacı 5 yıl geçtikten sonra bu davayı açmıştır.
Davacının annesinden intikal eden 1/4 pay ile ilgili tebligat geçersiz olup, aşağıdaki bozma nedeni de bu bakımdan varit olmadığından bu pay sebebi ile artırıma hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; Tebligat Kanununun 32. maddesinin 1. fıkrası, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise, muteber sayılır hükmünü getirmiştir. Davacı muttali olduğu anlaşılan tebligat üzerine bankaya giderek adına yatırılmış bulunan kamulaştırma parasını çekmiş ve bu suretle tebligata konu hususu bu resmi işlemle yerine getirmiştir. Bu yerine getirme, tebligatın konusu tüm hususlara ıttıladan öte bir durum olup bundan sonra davacı yukarda sözü edilen Tebligat Kanununun 32. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olduğuna dair hükmüne dayanarak 5 yıl geçtikten sonra kamulaştırmaya yeni ıttılada bulunduğu gerekçesiyle dava açamaz. Aksinin kabulü iyi niyetli olmayan davacıya müstahak olmadığı ikinci bir dava açma hakkını içerir ki böyle bir uygulama objektif iyi niyet kurallarına hakkaniyete ve yasaya aykırıdır. Kamulaştırma parasını bankadan çeken davacı, beş yıl sonra yapılan tebligata yeni muttali olduğunu iddia edip dava açamaz.
Bu nedenle davacının kendi payı yönünden dava, Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrasında yazılı hak düşürücü sürede açılmadığından davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir;
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy