(2942 S. K. m. 5, 15, 30)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış isede, alınan raporlar hükme yeterli değildir şöyleki;
1-Kamulaştırma Kanununun 30. maddesinin 1. fıkrasında, kamu tüzel kişileri veya kurumlarının sahip oldukları malların, diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin 2. fıkrasında bir kamu tüzel kişisi veya kurumunun sahip olduğu taşınmaz mala, bir başka kamu tüzel kişisi veya kurumunun ihtiyacı olması halinde uygulanması gereken prosedür açıklanmıştır. Bu fıkra hükmüne göre, mal sahibi ile ihtiyaç sahibi tüzel kişi veya kurumlar taşınmaz malın devri hususunda anlaşamamış iseler, anlaşmazlık Danıştay ilgili dairesince kesin hükme bağlanacaktır. Burada açıklanan Danıştay kararı, bir kamulaştırma kararı değil, taşınmaz malın kendisine devrini isteyen kamu tüzel kişisi veya kurumunun, o mala ihtiyacı olduğunun tespiti kararıdır. Yasal olarak bu karar Kamulaştırma Kanununun 5. maddesinde açıklanan "kamu yararı kararı" olmayıp, mahiyeti itibariyle, taşınmaz malın kamu yararına kullanılmasında ihtiyaç bulunduğunun tespitine ilişkin ve sonucu itibariyle mülkiyetin devrini içerir.
O halde, tarafların bedelde anlaşamamaları halinde, aynı maddenin 3. fıkrasına göre açılacak davada, değerlendirme tarihinin tespitinde Danıştay Kararının tarihi dikkate alınmalıdır. Bu tarih kamulaştırma kararının tamamlandığı tarih olup, bu tarih ile takdir komisyonu raporunun tebliğ tarihi arasında geçen sürenin bir yılı geçmiş olup olmadığına göre değerlendirmeye esas alınacak tarih yasanın 15. maddesinin 13. fıkrası uyarınca tespit edilir.
Davaya konu olayda kamulaştırma kararının tamamlanması olarak nitelendirilen Danıştay Kararı tarihi olan 30.4.1991 ile, kıymet takdir komisyonu raporunun tebliğ tarihi olan 28.5.1992 tarihleri arasında bir yıldan fazla süre geçmiş olduğundan, değerlendirmenin tebliğ tarihi esas alınarak yapılması gerektiği halde, hükme esas alınan birinci ve ikinci bilirkişi raporlarında kıymet takdirinin yapıldığı günün değerlendirmeye esas alınması,
2-Birinci bilirkişi kurulunun, somut emsal olarak incelediği taşınmaz üzerinde bulunan yapının değerini tespit ederken, yıpranma payını dikkate almamış olması,
3-Davaya konu 34 parsel üzerinde bulunan yapının yaşı birinci kurul tarafından 19, ikinci kurul tarafından 30, üçüncü kurul tarafından 20 olarak hesaplanmış isede, gerek bu tespitlerdeki çelişkinin giderilmemesi,
4-Tespit bilirkişisinin raporunda, taş duvarla, yarı karkas olarak tanımlanan 34 parseldeki yapının banka olarak kullanılmakta olması, yapı sınıfını değiştirmeyeceğinden, üçüncü bilirkişi kurulunun banka ve borsa binası olarak değerlendirmesinin yanlış olduğunun dikkate alınmamış olması,
5-Artırılan bedele yürütülecek faiz işlemlerin kesinleştiği 28.6.1992 tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda 3 nolu bentte açıklandığı üzere, taşınmazın zemini üzerindeki yapının yaşı saptandıktan sonra her üç bilirkişi kurulundan diğer bozma nedenleri dikkate alınarak ek raporlar alınmalı ve hasıl olacak sonuca göre, faize ilişkin açıklama da dikkate alınarak karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harclarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 31.10.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy