(2942 S. K. m. 11, 12)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yapılmış olup, birinci ve üçüncü raporlarda taşınmaz tarım arazisi olarak değerlendirilmiş olmasına rağmen ikinci bilirkişi raporunda arsa niteliği dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Oysa bir taşınmazın arsa olarak değerlendirilebilmesi için şehir uygulama imar planı içinde yer alması, yer almadığı takdirde ise belediye veya mücavir alan sınırları içinde olup, belediye hizmetlerinden yararlanması ve etrafının meskun olması gerekir. Bu hususların Belediye Başkanlığından alınacak yazı cevaplarıyla belgelendirilmemesi,
Ayrıca Kamulaştırma Kanununun 11. maddesi hükmüne göre arsaların emsal satışlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekli iken arazilerde değerlendirme, tarımsal faaliyet nedeniyle elde edilecek gelir esas alınarak yapılır. Birinci bilirkişi kurulu raporunda her iki yöntemin uygulanmış olması ve bilimsel metotla bulunan değerin ayrıca karşılaştırma ile arttırılmış olması usul ve yasaya aykırıdır.
Diğer taraftan Kamulaştırma Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmüne uygun idareye yapılmış bir başvuru bulunmadığına göre kamulaştırmadan artan bölümde, taşınmazın tamamı kamulaştırılmış gibi %100 değer kaybı uygulanmış olması bakımından 1 ve 3. raporlar bu yönlerden de usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yukarıda belirtilen araştırma yapılarak dava konusu taşınmazın niteliği (arsa - arazi) kesin olarak belirlenmeli arsa olarak kabul edildiği takdirde bilirkişi kurulları ona göre oluşturulup yasaya uygun değerlendirme yapılmalı, arazi olduğu sonucuna varılırsa raporlarla ilgili olarak belirtilen yukarıdaki hususlar dikkate alınarak 1 ve 3. bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmalı, raporlar arasında uyum sağlanmadığı takdirde taşınmazın tarım arazisi niteliğine göre ikinci bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı ve bunların arasında ortalama değer ifade eden rapora göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy