(2762 S. K. m. 27, 28, 29)
Dava dilekçesinde 11.248.000 TL. taviz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada, icareteynli olduğu ileri sürülen mazbut vakfa ait taşınmaz için hesaplanan taviz bedelinin Vakıflar Kanununun 2888 Sayılı yasa ile değişik 29. maddesi uyarınca tahsili istenmektedir.
Vakıflar Kanununun 26 ve 27. maddeleri gereği vakıf taşınmazlar üzerinde bulunan mukataa ve icareteyn mükellefiyetleri, tavize dönüşmüş olup, 27. maddeye 20.6.1952 gün ve 5982 sayılı kanunla eklenen ve 22.9.1983 günlü 2888 Sayılı Kanunla değişen fıkrada bu taviz bedelinin ne şekilde hesaplanacağı açıklanmış, 28. madde için taviz bedelinin taksitlendirilebileceği hükme bağlanmıştır. Anılan kanunun 28.9.1983 gün ve 2888 sayılı kanunla değişen 29. maddesinin birinci fıkrası (değişiklikten önce mevcut hükmü aynen muhafaza edilmiştir.) ivaza dönüşen ve 27. maddeye göre hesaplanan mukataa veya icareteyne karşılık vakıf hakları veya taksitlerini vaktinde ödenmemesi halinde Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmazın mutasarrıfının başka mallarına müracaat yolu ile alacağını Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre tahsile dahi yetkili kılmıştır.
Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü, alacağını bu yasa hükmüne dayanarak takip etmemiş olduğuna göre genel yargı yollarına başvurma hakkına, yasa ile öngörülen seçenek nedeniyle sahiptir.
Dosya içine getirtilen şahsiyet kayıt örneğine göre Derviş S.Ali Baba vakfına ait taşınmazın icareli olduğu yazılı ise de, Vakıflar Kanununun 30. maddesindeki hükme aykırı olarak, taşınmazın icarenin, yasanın 29. maddesine göre ivaza dönüşen bedeli Vakıflar Genel Müdürlüğünce tahsil edilmeden, mutasarrıfınca davalıya 1954 yılında satılmıştır. Yasa hükmüne göre taviz bedelinden sorumlu kişi taşınmazın vakıfnameye göre mutasarrıfları olmakla beraber, yasanın değişik 29. maddesine göre, yasa gereği ivaza dönüşen davacı vakfın bu alacağı birinci sırada ipotek sayıldığından taşınmazı satın alan davalının bu bedelden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, ödenecek taviz bedelinin yasanın 27. maddesinin, 5982 Kanunla eklenip 22.9.1983 gün ve 2888 Sayılı Kanunla değiştirilen fıkra hükmü gereği hesaplanması gerekir.
Taşınmazın niteliklerine göre emlak beyannamesindeki değerini düşük bulan Vakıflar Genel Müdürlüğü, gerçek değeri, vergi dairesine (başvurmaya rağmen) tespit ettirmemiş ise de dava ivaz bedeli üzerindeki ihtilafı da kapsadığından ödenecek taviz bedelinin, yasada öngörülen rayiç bedel olarak mahkemece tespit ettirilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Faize ödeme hususundaki ihtarın davalıya tebliğinden itibaren hükmedilmesi de doğrudur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile kanuni gerektirici sebeplere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye onama harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, 06.04.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy