(2942 S. K. m. 11, 14) (1086 S. K. m. 237)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı Hazine Vek. Av. Salih Ayıntap geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı ve vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Dava konusu taşınmaz 24.3.1987 tarihinde kamulaştırılmış olup, bu davanın davacısı taşınmaza da paydaş olan kişiyle birlikte İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/14 esasında kayıtlı bedel artırım davasını 24.12.1990 tarihinde açmıştır. Yapılan yargılama sonunda mahkemece, 10.10.1988 tarihinde davacıya yapılan ilanen tebligatın geçerli olduğu kabul edilerek davanın Kamulaştırma Kanununun 14. maddesindeki hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Redde ilişkin karar 5. Hukuk Dairesinin 18.12.1991 tarihli kararı ile onanmış, karar düzeltme istemi dahi reddedilmiştir.
Bu durumda HUMK.'nun 237. maddesi anlamında Kaziye-i Muhkeme niteliğinde kesin hüküm bulunduğu açıktır. Mahkemece daha önce açılmış bulunan tescil davasının tebligatın geçersizliği nedeni ile reddedilmiş olması ve idarenin kamulaştırma evrakını yeniden tebliğe çıkarması gibi nedenlerle birlikte ilk bedel artırımı davasının süreden reddine esas olan tebligatın geçersizliğine dayanılarak davanın süresinde kabulü doğru değildir.
Davalı idarenin, hakkında açılan bedel artırımı davasında bu davaya karşı çıkarak, kamulaştırmanın kesinleştiğini savunmasından ve bu savunmaya da dayanılarak mahkemece davanın reddi ve buna ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra her nasılsa mal sahibine yeniden tebligat çıkarılması, davacıya yeniden bir dava açma hakkı bahşetmez. Çünkü, Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinde yer alan 30 günlük dava açma süresi bir sükutu hak süresi olup, bu gibi süreler kamu düzeniyle ilgili olduğundan, tarafların kabulüne veya karşı çıkmalarına bağlı olmaksızın, mahkemece resen dikkate alınır. Resen dikkate alınan ve kesin hükme bağlanan bir hususta idarenin bir ajanının taşınmaz malikine yeniden tebligat çıkarmasıyla gerçekleşmiş hak düşürücü sürenin yenilenmesi de söz konusu olmaz.
Bu durumda mahkemece davanın kesin hüküm sebebiyle reddi gerekirken, bazı mütalaalarla davanın süresinde kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 750.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4.7.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy