(2709 S. K. m. 3) (1587 S. K. m. 16, 46) (743 S. K. m. 26)
Dava: Dava dilekçesinde H. olan isminin H. olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile Kanunu gerektirici sebeplere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 14.9.1994 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
Davacı H. olan isminin H. olarak değiştirilmesini istemiş, talep mahkemece kabul edilmiş, hüküm Nüfus İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Toplanan delillere göre; davacı önceleri isminin H. olarak değiştirmeyi ve bu hususla tanıdığı milletvekilleri yasatasıyla 1988 yılında, İçişleri Bakanlığına içinde H. isminde olan isim listesi vermeyi düşünürken bilahare 1990 yıllarında kendi isminin değiştirilmesinden vazgeçip, sağlık-kültür ve turizm işleri ile uğraşacak ve H.C. and T.O. ismini taşıyan ve başharflerin kısaltılmışı ile "H." adını alan bir şirket kurmayı ve bu ismi burada kullanmayı düşünmüştür. Bu sebeple davacı sonradan kendi ismininde değiştirilmesini istemekte samimi olmayıp gayesi ticaridir. Dinlettiği tanıklarda özellikle seçtiği kişiler olup, ifadeleri hükme yeterli ve haklı sebebin varlığını kanıtlayıcı nitelikte değildir.
2- H. kelimesinin yabancı kökenli olduğu ve kamuoyunca henüz Türkçe bir kelime olduğu veya Türkçeleştiği kabul edilmediği dosyadaki tüm belgelerle sabittir. Bu durumda milli kültürümüze ve adetlerimize uygun düşmediği açık olup, Nüfus Kanununun 16. maddesine göre çocuklara konamaz. İsim olarak konması mümkün olmayan bir kelimenin ise değiştirme yoluylada alınması mümkün değildir.
3- Türkiye devletinin, dili Türkçedir. (Anayasa 3.md.) Bu tedbir resmi belgelerdeki yazı ile, resmi yerlerdeki konuşma dilinin Türkçe yapılacağını kapsar ve emreder. Bu konuda yıllardır resmi dairelerin (Nüfus, Tapu, Meslek ve Ticaret Odaları, Ticaret Sicili Mahkemeler gibi) yumuşak davranmaları veya gerekli titizliliği göstermemeleri her yeni talebin kabul edileceğine emsal alınamaz.
Davacı: yasal değişiklikler yapılmadan yabancı isimli ticaret şirketi kuramayacağı gibi, aynı ismi kendisine öz ad olarak da alamaz.
4- 24.2.1994 günlü duruşma zabtının 3. sahifesindeki davacı beyanına göre; kendisine yardımcı olacağını söyleyen kişinin, fikri ve bilgisi ne olursa olsun tarafsız olamayacağı düşünülmeden mahkemece bilirkişi tayini ve bu bilirkişinin raporuna dayanılarak davanın kabulü de doğru değildir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle davanın reddine karar verilmek gerektiğinden davayı kabul eden mahkeme kararını onayan dairenin çoğunluk kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy