(2942 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 187/4)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın açılmamış sayılması cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre bedel artırımı davası idari yargıya başvurulduğu takdirde bu dava sonunda verilen kararın kesinleştiği tarihten verilen karara karşı temyiz veya karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise bunlara ilişkin kararların tebliğ tarihinden itibaren yasal 30 günlük süre içerisinde açılabilirse de, Yargıtay uygulamalarında idari dava sonucu beklenmeden açılan bedel artırımı dava dilekçeleri de sözü edilen idari başvurular sonucunun alınmasına kadar bekletilmek ve ondan sonra hüküm verilmekte olduğundan idari davalar sonuçlandıktan sonra açılan davadaki derdestlik itirazının kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile kanuni gerektirici sebeplere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 12.09.1994 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Hukukumuzda davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tamamını aynı davada istemek zorunda olmayıp, dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tuttuğunu açıkça göstermek kaydıyla alacağının kalan kısmını ayrı bir dava konusu yapması mümkündür. Bu kural, Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçirilmemiş olması kaydıyla kamulaştırmaya dayalı bedel artırım davaları içinde geçerlidir.
İlk davada saklı tutulan kısım için açılan ikinci dava derdestlik itirazına da konu teşkil edemez. Zira derdestlikten söz edilebilmesi için her iki davanın tarafları sebebi ve müddeabihinin aynı olması gerekir. Kısmi davada ise davanın tarafları ve sebebi aynı ise de müddeabih farklıdır.
Olayımızda, derdestlik itirazına konu teşkil eden 1988/209 esas sayılı ilk davanın örneği getirtilen 25.8.1988 tarihli dava dilekçesinde, fazlalık hakkındaki dava hakkının saklı tutulduğu açıkça belirtilmiştir. Bu bakımdan tarafları ve sebebi aynı olan inceleme konusu bu davanın müddeabihi farklı olan ilk dava ile irtibatlı bir dava olarak kabulü gerekir.
Diğer taraftan, Daire onama kararında da belirtildiği üzere Kamulaştırma Kanununun 14. maddesine göre idari dava konusu yapılmış kamulaştırma işlemi nedeniyle açılacak bedel artırım davalarının, idari dava sonunda verilen kararın kesinleştiği tarihten, verilen karara karşı temyiz veya karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise bunlara ilişkin kararların tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde açılması gerekmekte ise de, Yargıtay uygulamalarında idari dava sonucu beklenilmeden açılan kamulaştırma bedelinin arttırılması davaları, dava hakkının doğmadığı gerekçesiyle reddedilmemekte idari dava sonucu beklenildikten sonra hüküm kurulmaktadır. Buna göre her iki dava yasal süresi içerisinde açılmıştır.
Bu durumda mahkemece, aynı mahkemede görülmekte olan 1988/209 esas sayılı ilk dava ile süresinde açıldığı anlaşılan bu ikinci davanın aralarındaki bağlantı dolayısıyla resen birleştirilip bakılması yerine şartları mevcut olmayan derdestlik itirazının kabulüne karar verilmesi uygun değildir. Bu sebeplerle hükmün bozulması gerekirken onayan çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy