(634 S. K. m. 5, 6, 19)
Dava: Dava dilekçesinde men'i müdahale istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı bağımsız bölüm maliki 4 kat 16 daireden ibaret bulunan anagayrimenkulde kat irtifakına geçilmiş iken 16 daireden ibaret olan anagayrimenkul 20 daire itibar edilerek her bir daireye 1/20 arsa payı verilmiş olduğunu, asıl mimari projesinde tapu kaydına uygun olarak 4 kat ve 16 daire olan apartmanın daha sonra üzerinde bir kat çıkılıp 4 dairenin daha inşa edileceği varsayımı ile arsa paylarının dağıtıldığını, bu 4 dairenin ikisinin bitişik blokun üzerine kat çıkmak suretiyle tamamlandığını ancak binanın yıkılma tehlikesi geçirip ilave önlemler alınması lüzumu hasıl olduğu, bu defa kendisinin bağımsız bölüm maliki oluduğu blok üzerine de kat çıkılmak istendiğini bunun ana yapıya zarar vereceğini ileri sürerek anagayrimenkulün ve her bir bağımsız bölüm üzerinde tesis edilmiş irtifakın terkinini ve inşaata başlanmış olması nedeniyle vaki müdahalenin de önlenmesini istemiştir.
Dosya içeriğinden ana yapının 3.9.1963 tarihli asıl mimari projeye uygun olarak 4 kat ve 16 daireden ibaret olarak inşa edilmiş olduğu, tamamlanmış herbir bağımsız bölüme 1/20 arsa payı tahsis edildiği kalan 4 arsa payının ise henüz inşa edilmemiş teras kattaki 4 daire için ayrılmakla beraber bağımsız bölümler üzerinde de bu paylara eşit irtifak tesis edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
1-Dosya içeriğinden, anagayrimenkulün hangi tarihte inşaa edildiği ve kat irtifakının inşaadan önce mi, sonra mı tesis edildiği kesin olarak anlaşılamamakla beraber, asıl mimari projenin ilave 4 daireli katı öngörmediği sadece 16 bağımsız bölüme ait olduğu görülmektedir. Bu durumda daha sonra teras katları için onaylı projeler alınmış olsa bile Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesi hükmü gereği asıl projeye (16 bağımsız bölümlü) yapılacak her türlü ilavenin tüm maliklerin oybirliğini gerektirdiği cihetle öncelikle bu hususda herhangi bir araştırma yapılmamış olması,
2-Tapu örneğinden, anagayrimenkulde kat irtifakı mı yoksa kat mülkiyeti mi kurulmuş olduğu anlaşılamamaktadır. Kat mülkiyeti kurulmuş olduğu takdirde yukarıda sözü edilen projedeki değişikliğin tüm kat maliklerinin onayını gerektirmesi keyfiyetine ilaveten kat mülkiyeti ancak projesine göre tamamlanmış bir bina üzerinde tesis edilebileceği, anagayrimenkulde ise kat mülkiyetine bağlanmamış arsa payı bırakılamayacağı ve bağımsız bölüm üzerinde kat mülkiyeti ile bağdaşması mümkün olmayan irtifaklar kurulamayacağına dair Kat Mülkiyeti Kanununun 5 ve 6. maddeleri hükümleri dikkate alındığında herbir bağımsız bölüm üzerinde mimari projede gösterilmeyen ve ileride inşası düşünülen 17, 18, 19 ve 20 numaralı bağımsız bölümler lehine irtifak tesis edilmiş olması ve binanın bitmiş şekline göre (4 kat, 16 daire) tüm arsa paylarının mevcut dairelere dağıtılarak bağımsız bölümlere tahsisi gerekirken henüz inşaa edilmemiş bölümler için arsa payları ayrılmış olması yasaya aykırılık teşkil edeceği cihetle bu konuda gerekli araştırma ve incelemenin yapılmamış olması,
3-Mahkemece yapılan keşif sonunda düzenlenen 23.11.1992 havale tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı bir biçimde ana yapının ilave katı kaldırmayacağı bu inşaat sebebiyle maliklerin zarar gördükleri, binada çatlaklar husule geldiği esasen inşaatın mevcut olduğu bildirilen ek projeye dahi uygun olmadığı, ek inşaatın tamamı itibarı ile afet bölgesinde yapılacak yapılar hakkındaki yönetmeliğe aykırı bulunduğu açıklanmış olduğu ve dava dilekçesinde tüm bu hususlara değinilerek muarazanın önlenmesi istendiği halde bu hususlara hiç değer verilmeyerek eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıda sözü edilen yasa hükümleri ve maddi olgular ile özellikle tüm kat maliklerinin muvafakati olmadan belediyece alınmış ek projede inşaat ruhsatının dahi Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanması yönünden geçerli olmayacağı hususları dikkate alınarak gerekli inceleme ve araştırma yapılmalı, ve ondan sonra her ne nedene dayalı olursa olsun anagayrimenkulun zarar görmesine ve hatta yıkılmasına yol açacak bir ilave inşaatın bağımsız bölümler maliklerinin hakkına tecavüz niteliğinde olduğu gözönünde tutularak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.2.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy