(2942 S. K. m. 11)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş olup, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde davacı Vekili Av. Niyazi Müftüoğlu ve davalı Vekili Av. Kemal Tanyeri geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Toplanan delillere ve takdire göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; dava konusu edilen 3 parselin de dahil olduğu 4-5 ve 6 parsellerin 10.000 m2'lik kısmı için 28.12.1978 ile 28.12.1981 tarihleri arasında kum ve çakıl ocağı ruhsatnamesi verilmiş olduğu dosya içerisine getirtilen İzmir Özel İdare Müdürlüğünün 16.4.1993 gün ve 242/2529 sayılı yazısından anlaşılmaktadır. Ruhsat süresinin geçmiş olmasına rağmen dava konusu taşınmazın bu niteliği dikkate alınarak kamulaştırıldığı ve halen bu niteliğini de muhafaza ettiği dikkate alındığında, dava konusu 3 parselin sözü edilen 10.000 m2'lik ruhsat alanı içerisinde yer alan bölümünün saptanarak burasının kum ve çakıl ocağı niteliğine göre değerlendirilmesi (1 ve 2. bilirkişi kurulları asıl raporlarında olduğu gibi) gerekirken aşağıdaki bozma nedeninde açıklandığı üzere bu bölümün ıslah edilmiş tarla varsayımına dayanılarak değerlendirilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyizine gelince;
1-Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin (f) bendi hükmüne göre, arazilerde kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına ve arazinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerlendirme yapılması gerekirken, bilirkişi kurulları takdir komisyonunun tarım arazisi olarak değerlendirdiği yerler dışında kalan çakıllı ve kumlu bölümlerin ıslah edilmiş ve tarım arazisi haline dönüştürülmüş durumlarını dikkate alarak (ıslah için gerekli masrafların düşülmüş olmasına karşın) değerlendirme yapmış olmakla, bilirkişilerin bu değerlendirmesine itibar edilemez. Yasa hükmünün öngördüğü şekilde, çakıl ve kumluk yerlerin de, çok geniş olan tarımsal faaliyetler kapsamı içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olduğu dikkate alınarak faaliyetin türü belirlenip, bu faaliyete göre getirebileceği net gelir uygun kapitalizasyon faizi oranı ve bilimsel metot uygulanmak sureti ile bir değerlendirme yapılmak üzere bilirkişi kurullarından taşınmazların bu bölümleri ile ilgili ek raporlar alınmalıdır.
2-Taşınmazların tarım arazisi olarak değerlendirilen bölümlerinde münavebeye dahil edilen buğdayın dekar başına verimi, dosya içerisine getirtilen Tarım Müdürlüğü belgesine göre, en çok 400 kg. iken bunun 600 kg. alınması sureti ile yüksek değerlere ulaşılmış olması da doğru olmadığından mahkemece bu veriler dikkate alınarak bilirkişi kurullarından ek raporlar alınması gerekir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen taraflar yararına takdir edilen 250.000'er TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 24.3.1995 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Kamulaştırma Kanununun 11/3-f maddesine göre; arazi vasfındaki taşınmaz malın değeri, kamulaştırma veya değerlendirme tarihindeki mevki ve şartlarına ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirine göre tespit edilir.
Bir yerin fiilen kum çakıl ocağı olarak kullanılması veya kamulaştırmadan önceki senelerde bir müddet ruhsatlı olarak çalıştırılmış bulunması bu yerin kum ve çakıl ocağı olarak değerlendirmeye alınmasına yeterli değildir. Zira bir işlemin geçerli olabilmesi veya hukuki sonuç doğurabilmesi için, bu işlemin aynı zamanda hukuka uygunluğunun da bulunması gerekir. Olayda hukuka ve yasaya uygun bir kum çakıl ocağı ruhsatı bulunmadığından, değerlendirilmesinin arazi vasfı olarak tekabül ettiği zirai dereceye göre yapılması üretime müsait olmadığı ve başka türlü bir geliri de olamayacağı saptandığı takdirde ise bu bölümle ilgili takdir komisyonu raporu esas alınıp bu bölüme ilişkin dava reddedilmelidir.
Tapuda tarla olan taşınmazın, toprak kısmının açılmış veya açılmamış bir halde kamulaştırılmış olmasının vasıf tayininde ve gelir tespitinde nazara alınması mümkün değildir. Kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışı ve ilerdeki düşünülen kullanma şeklinin getireceği kar, kıymet takdirinde ve dolayısıyla vasıf tayininde de nazara alınamayacağından kamulaştırmanın gayesi arazinin vasfının tayininde de dikkate alınamaz. Bu sebeplerle, 3 nolu parsel hakkındaki taşınmazın kısmen kum ve çakıl ocağı olarak değerlendirilmesini isteyen daire çoğunluk kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy