(2942 S. K. m. 3, 11, 15)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Her iki raporda da somut emsal alınan 335 parsel tapu kaydına göre arsa olup imar parseli olabileceği dikkate alınarak bu nitelikte olduğu takdirde aynı nitelikte olmayan dava konusu taşınmazla yapılan karşılaştırma sonucunda taşınmazın bulunan değerinden İmar Kanununun 18. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereği düzenleme ortaklık payına tekabül eden oranda bir indirim yapılması gerektiği gözönünde bulundurularak bu hususta gerekli inceleme (Belediye İmar Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden) yapılmamış olması,
2-Taşınmaza, usulünce alınmış bir kamu yararı kararından ve takdir komisyonunca belirlenen bedel bankaya yatırıldıktan sonra kamu hizmetinin ifası için el konulmuş, açılan bedel arttırımı davasında ise, kamulaştırma kararının tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde usulüne göre tebligat yaptırılamamış olduğu için bedel, Kamulaştırma Kanununun 11. maddesine göre kamulaştırma tarihine göre değil, Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 13. fıkrası hükmü gereği daha sonra yapılan tebligat yerine kaim olduğu kabul edilen ferağ tarihindeki değerine göre belirlenmiştir. Kamulaştırma yasal bir işlem olduğundan, taşınmaza el koymakla İdarenin bir haksız eylemi söz konusu olmadığı gibi 17.12.1991 tarihi itibariyle ve o günkü değerlere göre tespit edilen bedele, el koyma olduğu gerekçesiyle, geriye gidilerek 10.10.1990 tarihinden faiz yürütülmesi, faizin niteliği ile bağdaşmaz ve hakkaniyet kurullarına uymaz.
Bu nedenle davacının elkoyma süresi (ferağ tarihine kadar) içinde uğradığı bir zarar veya mahrum kaldığı bir gelir söz konusu ise, bu konuda ayrıca istemde bulunabileceği dikkate alınarak, 24.12.1989 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 20.10.1989 gün ve 1988/4-1989/3 Sayılı Tevhidi İçtihat Kararında kabul edilen ilkeden esinlenerek arttırılan bedel faizine, ferağ tarihi itibariyle mülkiyetin davalı idareye geçtiği 17.12.1991 tarihinden hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.4.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy