(634 S. K. m. 4)
Dava:Dava dilekçesinde eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, Medeni Kanun hükümleri dairesinde Kat Mülkiyeti Kanununun yürürlüğe girmesinden önce anagayrimenkulün bölümlerinde kat maliki gibi tek başına faydalanmayı sağlamak üzere irtifak hakkı kurulmuşken Kat Mülkiyeti Kanununun 51. maddesi hükmü gereği kat mülkiyetine çevrilen yapıda projesine göre kapıcı dairesi olan yerin arsa payı verilmek suretiyle bağımsız bölüm olarak kapıcı dairesi niteliği muhafaza edilmek suretiyle bağımsız bölüm maliklerinden 2'si adına yapılan tescilin iptali, arsa payının diğer bağımsız bölümlere dağıtılması ve müdahalenin önlenmesine ilişkindir.
Anagayrimenkulün tamamına ait tapu kaydı 1968 yılında Kat Mülkiyeti Kanununun 51. maddesi hükmüne göre kat mülkiyetine çevrilmesine dair belgeler ve o tarihteki kat malikleri listesi getirtilmemiş olmakla beraber bilirkişi raporunda ve dosya kapsamından anlaşıldığına göre davaya konu 18 nolu bağımsız bölüm 8/502 arsa payı verilmek suretiyle 27.2.1968 tarihinde O. D. ve M. T. adlarına eşit paylarla (4/502, 4/502) tescil edilmiş ancak tapudaki niteliği hanesinde kapıcı dairesi olduğu açıklanmıştır.
Kat Mülkiyeti Kanununun 4. maddesi hükmüne göre kapıcı daireleri ortak yerlerden olup, bağımsız bölüm olarak nitelendirilemez ve arsa payı verilemez. Hal böyleyken davalıların diğer tüm paydaşların onayını almadan ve proje değişikliği yapmadan bu bağımsız bölüme arsa payı tahsis etmek suretiyle kendi adlarına tescil ettirmeleri yasaya aykırıdır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Kat Mülkiyeti Kanununun 51. maddesi uyarınca kat mülkiyetine geçişe ait tüm belge örneklerinin Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmesi, o tarihteki maliklerin belirlenmesi maliklerin tamamının projesinde kapıcı dairesi olarak belirlenmiş bu bağımsız bölümün davalılar adına arsa payı tahsis edilmek suretiyle tesciline yazılı muvafakat verip vermediklerinin saptanması ve bundan sonra yukarıdaki yasal durum dikkate alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek olmalıdır.
Sonuç:Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.6.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy