(743 S. K. m. 73, 74)
Dava: Dava dilekçesinde vakfın tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Vakıflar Kanununun 74. maddesinin 2. fıkrası, "kanuna, ahlaka ve adaba veya milli menfaatlere aykırı olan veya siyasi düşünce veya belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek gayesiyle kurulmuş olan vakıfların tesciline karar verilemez" hükmünü getirmiştir. Ayrıca vakıf, Medeni Kanunun 73. maddesine göre, bir malın belli bir amaca tahsisi olduğuna göre vakfedilen malın, vakfın gerçekleştirilmesi öngörülen amacına göre belirlenecek bir seviyede olması gerekir. Mahkemece, tescil konusunda karar verilirken bu iki unsurun dikkate alınması gerekli olup, bu koşulların gerçekleşmiş olması halinde tescile karar verilmelidir.
Mahkemece tescili istenen vakfın (Anadolu Bilim Kültür ve Cem Vakfı) Medeni Kanunun 74. maddesi ikinci fıkrasında yeralan cemaat mensuplarını destekler nitelikte olduğuna dair yasak kapsamında olduğu ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün mütalaasında belirtilen eksikliklerin yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil istemi reddedilmiştir.
1-Vakfın vakıfnamenin 1. maddesinde açıklanan amacı, Anadolu kültürü kapsamında "Aleviliği bilimsel şekilde araştırmak ve bunları halka, genç nesillere aktarmak olarak belirtildiğine göre, bir cemaat mensuplarını desteklemek" amacını gütmediği açıktır. Nüfusunun önemli bir bölümü kendilerini "Alevi" olarak tanımlayan kişilerden oluşan ülkemizde, yukarıda belirtilen amaca yönelik bir faaliyetin yasak kapsamında, cemaate destek niteliğinde kabulüne olanak bulunmamaktadır.
2-Hakim, tescil kararı vermeden önce, Türk Medeni Kanununa Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 5. maddesinin 5. fıkrası hükmü uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünün mütalaasına başvurabilir ise de, bu mütalaa ile bağlı olmadığı gibi, sırf bu mütalaaya uygun olarak, vakıf senedinde gerekli değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle tescili de reddedemez. Kaldı ki tescil isteminde bulunanlar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün mütalaasını esas alarak vakıfnamenin bir çok maddesinde değişiklik yaparak senedi yeniden düzenlemişlerdir. Yeniden düzenlenen vakıf senedinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün görüşüne uyulmayan hususlar "Alevilik", "Cem" ve "Halk Semahları" sözcükleri vakıfname metninden çıkarılmamalıdır.
Vakfın amacında Anadolu halk kültürü yanında Aleviliğin bilimsel araştırılması da söz konusu olduğuna göre, bu sözcüğün madde metninden çıkarılması vakfın, vakıfnamede yazılı amacını zayıflatacağı gibi, ülkemizde bir vakıa olan Alevilik sözcüğünün Yasalara aykırı olan bir olguyu da ifade ettiği söylenemez.
Vakıfnamede "Cem" sözcüğü sadece vakfın adında geçmekte olup, Alevi toplumu içerisinde mutad toplantıları ifade ettiği anlaşılan bu sözcüğün, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına dair Kanunun yasakladığı faaliyetler kapsamında mütalaa edilebilmesinin dayanağı bulunmamaktadır.
"Halk semehları" ise, vakıfnamenin 3. maddesinin B/e fıkrasında yer almakta olup, semahlar düzenlenmesi, yurdumuzda bir kültür faaliyeti olarak bilindiğine göre bunun da yasal bir sakıncası olmaması gerekir.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün mütalaasında, yalnız vakfedenlerin "kurucu" sıfatına sahip olacaklarına dair beyan doğru ise de, incelenen vakıfname kapsamında bunun yönetici anlamında kullanılmış olması karşısında bu husus tescile engel bir husus değildir.
Yukarıda açıklanan nedenler de dikkate alınarak tescili istenen vakfın, dosyaya konulan tadil edilmiş vakıf senedindeki gayesi itibariyle Medeni Kanunun 74. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan yasaklar kapsamında olduğunun kabulü doğru görülmemiştir.
Ancak, ilk defa tescili istenilen vakıfname metnindeki 26. maddesinde 500.000.000. Tl. vakfedildiği bildirilmiş ve dosyaya ibraz edilen Türkiye Halk Bankası Üsküdar Şubesinin 14.12.1993 tarihli yazısında, bu miktar paranın vakıf hesabında bulunduğu bildirilmiş olup, bu miktar başlangıç olarak vakfın amacını gerçekleştirmeye yeterli sayılır ise de, bilahare vakıfnamede yapılan değişiklikte vakfedilen meblağın 50.000.000 Tl.si peşin 150.000.000 Tl.si de sonradan tamamlanmak üzere 200.000.000 Tl. ile sınırlanarak 500.000.000 Tl.den rücu edilmiş olmasından doğan çelişki tescil isteyenlere açıklattırılarak ilk defa vakfedildiği bildirilen meblağdan geri dönülmeyeceği hususu da belirtilip bu miktardaki paranın hesaptaki varlığı belgelendirildikten sonra "sermaye" yerine bu maddede "vakfedilen miktar" sözcüğünün kullanılması gerektiği de dikkate alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.1.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy