(1086 S. K. m. 230, 435)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece temyiz talebinin reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece hakkında verilen hüküm, davalı tarafından verildiği tespit edilen dilekçe ile harcı yatırılmak suretiyle süresinde temyiz edilmiş, temyiz dilekçesi davacıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı tarafından temyize cevap verilmemiş, temyiz üzerine inceleme yapan Yargıtay temyiz süresinde ve temyiz dilekçesini HUMK.'nun 435. maddesindeki şartlara uygun görerek mahkeme kararını davalı yararına bozmuş, bu karara karşı karar düzeltme isteminde bulunulması mümkün iken bu yola süresinde başvurulmamıştır. Bu durumda mahkemece HUMK. yönünden yapılacak iş Yargıtay bozma ilamına uyma veya direnmekten ibaret iken davacının, davalının temyiz dilekçesindeki imzanın davalıya ait olmadığına dair iddiasının incelenmesine geçilmiş, olayda uygulama olanağı bulunmayan HUMK.'nun 230. ve mütakip maddeleri gereğince davalıya isticvap davetiyesi çıkarılmış, davete icabet edilmemesi üzerine de temyiz dilekçesindeki imzanın davalıya ait olmadığı sonucuna arılarak temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Temyiz dilekçesi, inceleme mercii olan Yargıtay tarafından usulüne uygun olduğu kabul edilip hüküm bozulduktan sonra dilekçenin HUMK.'nun 435. maddesinde yazılı unsurlardan imzayı içermediği (imzanın temyiz edene ait olmadığı) gerekçesi ile (bu konuda kanıt dahi bulunmadığı halde ve yargılama konusu olmadığı için uygulanmaması gereken HUMK.'nun 230. maddesini esas alarak) temyiz istemi mahkemece reddedilemez.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, bozma ilamına uyulup uyulmaması konusunda bir karar vermek, uyulduğu takdirde bozma ilamı gereğini yerine getirip hasıl olacak sonuca göre karar vermek yada kendi kararının usulüne uygun ve yeterli olduğu sonucuna varıp verdiği kararda direnme olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.9.1995 gününde bozmada oybirliği, bozma gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalı Yargıtay bozma kararından önceki mahkeme safahatında duruşmalara gelmemiş sadece davaya cevap vermiş ve mahkeme kararını temyiz etmiştir. Bu temyiz üzerine lehine bozma yapılmış ancak Yargıtay bozma kararının taraflara tebliği gerekirken bu işlem yapılmamış bozma sonrası duruşma gününü bildiren davetiyeye, mahkeme kararının bozulduğu şerhi yazılmıştır. İlk celse aynı zamanda karar düzeltme hakkının kullanılması gereken son günüdür. Davacı bu haklarını kullanmak yerine mahkemede, temyiz dilekçesindeki imzanın davalı asil'e ait olmadığı def'ini getirmiş mahkemede bu iddiayı samimi görerek, tahkikata girmiş ve sonuçta Yargıtay bozma kararını kaldırır biçimde mahkemenin 2.2.1995 günlü ilk hükmünün temyiz dilekçesi davalı tarafından verilmediğinden bahisle temyiz talebinin reddine karar vermiştir.
a)HUMK.'nun 432/4 maddesine göre mahkeme, sadece temyiz talebi kanuni süre geçtikten sonra yapılırsa;
b)Temyiz isteği, temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olursa, bu hususları resen inceleyip, temyiz isteminin reddine karar verebilir. Bu hususların dışındaki bir olayda temyiz dilekçesinin ve imzanın davalı asil'e ait olmadığı hakkındaki isteğin incelenmesi veya reddi Yargıtay'a ait olup, mahkeme kendisine ait olmayan bir yetkiyi kullanamaz. Davacının Yargıtay Özel Dairesine herhangi bir başvurusu da olmadığına göre, mahkemenin 29.6.1995 günlü kararının sadece bu nedenle bozulması gerekir. Dairenin sayın çoğunluğunun bozma gerekçesine bu sebeple katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy