(634 S. K. m. 10, 12)
Dava: Dava dilekçesinde ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı P. Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili ile Davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Taşınmazda paydaş bulunan tüm davacı ve davalılar anagayrimenkul üzerinde inşa edilen yapılarda belli bölümleri öteden beri kullandıklarından, böylece fiili bir kullanım tarzı uygulandığından ve hükmü temyiz eden davalı P. Sanayi Ticaret A.Ş. dahi daha önce taşınmazın A blok zemin katı ile B blok'un tamamını payı karşılığında kullanan A. D.'nın payı olarak satın almış ve bu satış sebebiyle aynı yeri işgal eder durumda bulunduğundan Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları da dikkate alınarak pay denkleştirilmesine ve ivaz verilmesine gerek olmadığı, her paydaşın fiilen kullandığı yerin, kendisine arsa payı tahsisi suretiyle verilip bu suretle sicil oluşturulacağı dikkate alınmadan paydaşlar arasında denkleştirilmeye ve ivaz ödenmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ancak paydaşlardan M. T. taşınmazda tapu kaydına göre 23/3435 paya sahip olup yapılarda herhangi bir bölümü işgal etmediği anlaşılmaktadır. Bu kişiye herhangi bir bağımsız bölüm tahsis edilmemekle beraber hüküm fıkrasında payının karşılığı bedel hesaplanmıştır. Bu davacıya taşınmazdaki payının küçük bulunması nedeniyle herhangi bir bağımsız bölüm tahsis edilmediğine ve vekili bulunan avukat Y. G.'ın buna karşı çıkmayıp muvafakat etmiş olduğuna göre payına karşılık hesaplanan bedelin bağımsız bölüm tahsis edilen diğer tüm paydaşlardan yeni tahsis edilen payları oranında alınarak bu davacıya verilmesi gerekeceği dikkate alınmalıdır.
Bundan ayrı Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrası, 12. maddeye yollamada bulunduğuna göre tüm belgelerin düzenlenip dosyaya konulması ve tescilin bunlara göre kurulması zorunlu olduğundan, taşınmazın zemini üzerindeki tüm yapılara ait onaylı projelerin (bilirkişi tarafından incelenip yapılara uygunluğu tespit edildiği bildirilen) dosyaya getirtilip onaylarının mevcut olup olmadığının denetlenmesi, ayrıca yönetim planının da hazırlanıp mahkemece onaylanması ve tescilin bu belgelere göre yapıldığının hüküm altına alınması gerekir.
2-Yukarıda davacılar vekilinin temyizi üzerine yapılan bozma ve gerekçesi dikkate alındığında hesaplanan taviz bedelinin az olduğuna dair davalı şirketin temyiz nedenleri de bu suretle varit olmadığından sonuç itibariyle reddedilmiştir.
O halde mahkeme kararına karşı vaki sair temyiz itirazları reddedilerek yalnız bir sayılı bölümde yazılı nedenlerden ötürü bozulması gerekmektedir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 17.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy