(2762 S. K. m. 27)
Dava: Dava dilekçesinde 497.767.140 TL. taviz bedelinin davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen Tapu Sicil kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın sicil kaydına, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazısı üzerine taşınmazın vakfa ait olduğuna dair 15.10.1985 tarihinde verilen şerh, taşınmazın kaydının geldisi olan 24.5.1940 tarih ve 21 sıra numarasında kayıtta da mevcuttur. Ancak yine dosyaya getirtilen Teşrini Evvel 1928 tarih ve 17 numaralı önceki kayıtta böyle bir vakıf şerhi bulunmamakta ise de, dava konusu olup halen 1860,30 m2 yüzölçümünde olan ve tapunun 27.12.1972 tarih ve 48 ada 10 parsel numaralı bu taşınmazın Öküz Mehmet Paşa Vakfından geldiğine ve daha sonra belediye adına tescil edildiğine göre, icareteyn veya mukataa konusu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı belediye, Vakıflar Kanununun 27 ve sonra gelen madde hükümleri uyarınca tavize dönüşen mukataa ve icareteyn kanuni ipotekle temin edilmiş olduğu cihetle bunların karşılığını ödemekle yükümlüdür. Ancak, ödenecek taviz miktarı davanın açıldığı 1.7.1988 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata ve tespit edilecek değere göre belirlenecektir.
Sözü edilen tarihte yürürlükte bulunan Vakıflar Kanununun 27. maddesine 20.6.1952 tarih ve 5982 Sayılı Kanunla eklenip, 28.9.1983 tarih ve 2888 Sayılı Kanunla değiştirilen ikinci fıkrasına göre tavize dönüşen icaret ve mukataa miktarı, 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu gereğince verilen en son beyanname ile beyan edilen vergi değerinin %20 oranındadır. Sözü edilen yasa hükmüne göre beyannamedeki değeri taşınmazın rayiç bedelinin altında olduğu takdirde gerçek değerin, Emlak Vergisi Kanunundaki usule uygun olarak vergi dairesince tespiti ve ondan sonra talep konusu edilmesi gerekli ise de, davanın bu aşamasında daha önce yapılmayan bu işlemin (dava tarihindeki gerçek değerin tespiti) mahkemece yapılması gerekecektir. Ancak, bu bedelin tespitinde taşınmaz üzerindeki yapıların belediye tarafından daha sonra yapılmış olduğu dikkate alınmalıdır.
O halde mahkemece yapılacak iş, taşınmaz zemininin davanın açıldığı 1.7.1988 tarihi itibariyle rayiç değerinin ne olduğunun tespit ettirilmesi ile, yukarıda sözü edilen Vakıflar Kanununun 27. maddesinin 2. fıkrası gereğince bunun %20'sine hükmetmek ve ödendiğinde vakıf şerhinin tapu kaydından terkinine hükmetmek olmalıdır.
Yasada öngörülen yöntemin dışına çıkılarak ve belediye tarafından yapıldığı anlaşılan binalar da dahil edilerek belirlenen değer esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 17.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy