(2981 S. K. m. 16)
Dava: Dava dilekçesinde sonradan kazanılan bağımsız bölümlerin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesi davacı ile davalılardan B. A. Gezmiş vekilleri tarafından; incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar adına gelen olmadı. Evrak üzerinde inceleme yapılarak tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Davalı B. A. Gezmiş 24.5.1996 tarihinde tebliğ edilen kararı 4.6.1996 tarihinde temyiz etmektedir. HUMK'nun 437. maddesine göre temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 1.6.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
Davacının temyizine gelince;
2- Davadan önce ruhsatsız ve proje dışı inşa edilmiş olan 4. katta yer alan bağımsız bölümlerin mülkiyeti de ihtilaflıdır. Mahkemece müteahhit olan davalı ile davacı ve taşınmazda paydaş olan diğer davalıların murisleri arasında mevcut inşaat sözleşmesi dikkate alınarak mülkiyet tespit edilmiş ve ondan sonra 2981 Sayılı Kanunun 16. maddesine 3290 Sayılı Kanununla eklenen fıkra hükmü uygulanarak arsa payı verilmek suretiyle dava konusu katın 1/4'ünün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Görüldüğü gibi taraflar arasındaki uyuşmazlık biri mülkiyete diğeri de tescile ilişkin olmak üzere 2 yönlü ve ayrı ayrı davalar niteliğindedir. Bunlardan birincisi 2981 Sayılı Kanunun 16. maddesine eklenen fıkra hükmüne göre ve sulh mahkemesinde; mülkiyete ilişkin ikincisi müddeabih de dikkate alınarak, genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde çözümlenecektir.
Dairenin 31.1.1992 gün ve 1991/202-280 sayılı bozma ilamında her ne kadar uyuşmazlığın, mülkiyetin tespiti ile ilgili bölümüne değinilmemiş ve bu konuda Mahkemenin görevi açıkça tartışılmamış ise de, görev kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan yargılamanın her aşamasında dikkate alınabilir ve her nasılsa dikkate alınmadığı bozma ilamlarında da, taraflar için usulen kazanılmış hak teşkil etmez.
19.4.1984 tarihli dava dilekçesinde mülkiyet ihtilafına konu olan tescili istenen yerin 2.250.000 TL. değerinde olduğu açıklanmıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş dava konusu yerin aidiyeti konusundaki davanın tefriki ile ona Asliye Hukuk Mahkemesince bakılmak üzere görevsizlik kararı vermek ve sözü edilen 16. maddenin son fıkrasına göre tescil istemine ilişkin davanın o davanın sonucuna kadar bekletilmesine ve ondan sonra hasıl olacak sonuca karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 23.01.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy