(634 S. K. m. 19, 24, 51)
Dava: Dava dilekçesinde projeye aykırılığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekilleri tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalılar Vekilleri Av. D. Parlak, Av. R. Dereli ve Av. Y. Kavak ile aleyhine temyiz olunan davacılar adına Av. N. Tunca geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Dava konusu 9 nolu bağımsız bölüm getirtilen tapu kaydına göre mesken niteliğindedir. Kat Mülkiyeti Kanununun 24. maddesi hükmüne göre tapuda mesken olarak kayıtlı bulunan bağımsız bölümün işyeri olarak kullanılabilmesi için tüm kat maliklerinin oybirliği ile alacakları bir kararın varlığı ve bu kararın, kat mülkiyeti kütüğüne şerh verilmesi zorunludur. Dava konusu bağımsız bölüm her ne kadar Kat Mülkiyeti Kanununun 51. maddesi hükmüne göre kat mülkiyetine geçilmeden önceki dönemde ve 15.8.1963 tarihinden beri eczane olarak kullanılmakta ve kiraya verilmekte ise de, bu tarihten sonra kat mülkiyetine geçildiği 28.6.1967 tarihinde tapuya mesken olarak tescil edilmiş ve bu suretle mimari projedeki bu nitelik bilinçli olarak muhafaza edilmiştir.
Dava konusu yerin o zamanki kat malikleri arasındaki paylı durumuna göre kat malikleri adına eczane olarak kiraya verilmiş olması, yukarıda açıklandığı üzere tapudaki mesken olan niteliğini ve bu şekilde kullanılması zorunluluğunu bertaraf etmez. Bu nedenle taşınmaz tapudaki mesken niteliği devam ettiği sürece yasal olarak, oybirliği alınmış bir karar bulunmadıkça işyeri şeklinde kullanılamaz.
Bağımsız bölümün paydaşlar arasında ortak mülkiyet niteliğinde iken, paydaşlar adına eczane olarak kiraya verilmiş olması, daha sonra kat mülkiyetine geçildiğinde, mesken olarak tanımlanan ve şüyuun izalesinde de bu niteliği vurgulanan (kullanım şekli eczane olarak belirtilmiş olsa dahi) bağımsız bölümün bu niteliğini muhafazası için ihtilaf vukuunda mahkemeye başvurulması kötü niyetin kanıtı olarak değerlendirilemez. Bu konuda dava açan bağımsız bölüm malikinin, bağımsız bölümü eczane olarak kullanılmasına muvafakat ettiğine dair sarih yazılı beyanı bulunmadıkça, yasayla verilen hakkını kötüye kullandığı ileri sürülemez. Zımni muvafakat iddiası bu konuda geçerli değildir.
Bu itibarla, dava konusu taşınmazın tapudaki mesken olan haline dönüştürülmesi, işyeri olarak kullanılmasına son verilmesi ve ön cephesindeki vitrin ve giriş kapısının iptal edilmesiyle buranın projesindeki gibi pencere haline dönüştürülmesine dair hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1- Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi hükmü dikkate alındığında, binanın statiğine ve genel olarak yapıya zarar vermeyecek olan iç duvar ve tahsimatının kaldırılmasında yasal bir sakınca bulunmadığı halde bu hususta bir saptama yapılmadan, bu tahsimatın da eski hale getirilmesine karar verilmesi,
2- Bağımsız bölümün mesken olan eski haline dönüştürülmesi için verilen 30 günlük mehilin kiracıya da teşmili gerekirken, kiracının doğrudan tahliyesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekillerle temsil edilen davalılar yararına takdir edilen 750.000'er TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı taraflara verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.2.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy